Bugün benim doğum günüm…

Dağ hayatımın en güzel bir yanı da sayısız güzel insanı tanımam ve onlarla hayata dair güzellikleri paylaşmamdı. Her birinin bana kattıkları, hayatıma kattıkları güzelliklerle var olmayı bildim. Her biri yürek karelerimde yer edindi. Yüreğim tam bir dost bahçesi ve dünyanın en güzel çiçekleri orada biter. 

**

Sana doğum günümde yazıyorum.

Evet, Şilan yoldaş bugün benim doğum günüm, yani 1 Haziran. Otuz dokuz yaşıma giriyorum. Dile kolay otuz dokuz yıl. Bunun yirmi yılı dağlarda geçti ve daha da geçeceğe benziyor.

Bugün yaralı ve küskün yüreğimle bir yılı daha dolduruyorum… 

Hayatım tamamlanmamış bir türkü, iyileşmiş bir yara ve örülmüş acılardan ibaret.

Kendimce bugün geçen yıllarımı kabaca olsa da bir hesabını yaptım. Yani bu hayatı nasıl yaşadım, nasıl karşıladım, yılları nasıl devirdim..? 

Zaman bazen bizde çok hızlı akmış, ne kendimizi ne de hayatı da yeterince tanıyabildik. Şimdi zaman daha ağır ilerliyor. Belki de hayatı biraz daha anlama, kavrama çabamızla bağlantılı.

Hayatıma dair en güzel yıllarım olan çocukluk anılarım ise paramparça…

Geçmiş gittikçe silikleşiyor. Belki yaşlılıktan belki de hayatımızın yoğunluğundan..Beni dünyaya getiren kadının yüzünü bile hatırlamıyorum.

ANO KADIN derlermiş kendisine. Biz büyüdükçe gücünden, güzelliğinden söz edenler oldu, sonra söz edenler de azalınca biz kendisinin mezarına gider, kendisini kendisinden dinlemeye çalışırdık. 

Ama seslerimiz birbirine ulaşmazdı ancak, duygularımızın ulaştığına inanıyorduk. Evreni, insanı çözümleyecek bilince henüz sahip değildim, ancak duygularımın, hislerimin de öğreticiliğine inandım.

Her mezarlık dönüşü annemizi rüyamızda görür, onunla yapamadığımız anne-kız sohbetlerini yapardık. 

Bugün Günay’ın son gelişinde bana getirdiği annemin resmine bakıyorum. Yüreğimde derin boşluklara, özlemlere, yangınlara sebep olan bu kadına baktıkça yüreğim acı ile dolup taşıyor ve gözlerim bu acıyı boşaltıyor.

Madem sensiz olacaktı hayat ve biz hep yarım bakacak, yarım gülecek ve yarım sevecektik isek niye bu dünyaya bize getirdin? Defalarca cevapsız kalacağını bildiğim halde hep bu soruyu tekrarlayıp durdum. Yani anlayacağın geçmiş de acı ile yoğrulmuş. 

Acı ile başlıyorsun, acı ile büyüyorsun ve acı ile yürüyorsun…

Dağlı hayatımın da anlamı büyük olsa da bedeli ağır oldu, olmaya da devam ediyor. Kendi tercihlerimiz sonucu bu hayatı seçtik. Gerçi hayat bize farklı bir seçenek tanımadı. Ben bundan dolayı ne hayata ne de tanrıya şükranlık duyamam.

Çünkü varsa bir tanrının ki olmadığına inanıyorum ya da hayatın bizler için adil olmadığını düşünüyorum. Kendimiz kendimiz için ne kadar adiliz o da farklı bir tartışma konusudur.

Yirmi yıllık hayatımın en güzel bir yanı da sayısız güzel insan tanımam ve onlarla hayata dair güzellikleri paylaşmamdı. Her birinin bana kattıkları, hayatıma kattıkları güzelliklerle var olmayı bildim. Her biri yürek karelerimde yer edindi.

Yüreğim tam bir dost bahçesi ve dünyanın en güzel çiçekleri orada biter… 

Ne yazık ki birçoğu ile erken ayrıldık. Zamansız ve acımasız gidişler kanatıyor yüreğimi, yüreklerimizi. Dost bahçesinin güllerinin sayısı gittikçe azalsa da ben her zaman bu güllerin güzelliği, canlılığı ve akışı ile yol alıyorum. Hayatıma onlarla güzellik katıyorum. 

Ve bu günü onlar içinde kutluyorum.

Şu an çadırımda oturmuş, Şakiro’nun o derin, gizemli sesi ile sana yazıyorum…

 

Bugün benim doğum günün değil mi, kendime Şakiro’dan Wey Dıl ve Xarabete Xaco’dan Lawke Metini parçasını dinleyeceğim, üçüncü sıraya da Aram’ın Te ez kal kırim ve ardından da yüreğinde aşkı barındıran, yolu aşktan geçen tüm yürekler için Sezen’den Aşka Adıyorum Hayatımı şarkısına geçeceğim… 

Bu parça ile tüm uzaklıklara isyan edecek yüreğim ve belki tüm uzaklıkları yakın eyleyeceğim!

Neyse uzatmadan bu günümü beni seven ve sevmeyen tüm herkes için kutluyorum. 

Bugün hep geçmişe gittim. İnsanın kendi geçmişinden çıkamaması ne kadar acı? Aslında öyle de düşünmüyorum. Çünkü geçmiş bizde daha da aranır, özlenir oluyor. Geçmişi bir yük yapıp, onu taşımak zorunda kalmak bir işkenceye dönüşüyor. 

Ama geçmiş güzellikleri, acıları ile yaşanmış ancak geçmemiştir. Çünkü sende derin izlere sahip ise geçmemiştir. Geçmişe dönerken ne kendimi daha fazla yıpratmak, ne de köklü acılarla boğulmak niyetinde değilim. 

Geçmişe yol aldıran özlemdir ve ben bu özlemi seviyorum. Biliyorum ki geçmişi bilmek, çözmekle insan geleceğe daha iyi yol alır. Özlemler çok ve hele bazı özlemler var ki dilsiz ve tanımsız. Özlemin yakıcılığı sarmış şu an beni.

Sevdiklerimin özlemi… 

Hayattan başka bir isteğim yok zaten. Öyle büyük amaçlarım da yok. Sadece sevdiklerimle birlikte olma, yaşama şansını versin yeter.

Bu da bize hayatın bir borcu olsun. Biz kendi borçlarımızı yeterince ödedik. Sevgili tanrımız biraz da biz kullarını görse iyi olur. Sanırım bu konu da ben Dr. R… arkadaşın bu sözüne katılıyorum:” ben olduğumda tanrı yok,  tanrı olduğunda ben yokum”.

Ş…yoldaş mektubuna cevabım gecikti…

 

On beş gün taşınma işleri ile uğraştık. Bu hasta ve yorgun bedenim biraz daha bitkin düştü. Bedenim bu koşulları kaldırmaktan zorlanıyor. Yeni yeni kendime geliyorum. Daha G…gili görmeye bile gidemedim. Alanınıza dönük bir tartışma yürüttük, onun sonuçları ile birlikte sizlere mektup yazdım. Seni gelince göremediğim için üzgünüm. Ama araba bulunca gideyim dedim. Biliyorsun bir ay olmuştu ve beni bekleyen işler vardı. 

Eleştirmişsin ama beni bilirsin sorumluluklarıma karşı sorumluyum. Huyum kurusun ama öyleyim, bunu farklı yorumlama, hemen de yargılama. Allah kimseyi senin eline düşürmesin. Bana yaptığın şakayı bile henüz atlatmış değilim.

Hayatımızda iz bırakan her şey iyi değildir. bazı izler bizi hüzünlendirir, acıtır da. Seninkisi de biraz hüzünlendiriyor. O kafa başka şeyler çalışsaydı sanırım neler olmazdı ki!

Sana yeni taşındığımız noktadan, çadırımdan yazıyorum. Kaldığımız vadinin sırtında büyük ağaçların altında kalıyorum. Güzel bir nokta. Günay’ın getirdiği kitapları okudum, buradakiler okusun size göndereceğim. Yazılarına baktım, güzel yazmış tabi bizi de iyi deşifre etmiş. İnsanın abisi gazeteci olursa böyle oluyor. Yazılarını gönderiyorum, okursun. 

Son ayrılırken de hüzünlü idi. Yıllardan sonra amcam kızı, oğulları ile görüşmek kolay olmadı. En küçüğü çok etkilendi. Yirmi yıl sonra hayatlarına girmek kolay olmuyor. Onlarda bizi anlamakta zorlanıyorlar. Bizi anlamak da, anlatmak da zor…

Umarım tekrardan görüşürüz. P , R, ve C arkadaşlara çok selam söyle.  F… de kocaman sarıyorum. Kendinize iyi bakın. Seni çok seviyorum ve sarıyorum.

Sevgilerimle

1 Haziran 2012 

—–