Cinsiyet Eşitliğinde 12 Yıldır Dünya Lideri: İzlanda’nın Başarı Hikayesi

İzlanda, kadınların güçlendirilmesi konusunda tartışmasız dünyanın en ilerici ülkesi. Peki, diğer ülkeler İzlanda’nın bu konudaki başarı stratejilerinden faydalanabilir mi?

Cinsiyet eşitliği konusunda tüm dünyaya örnek olan ve ilkleri gerçekleştiren İzlanda’nın başarı hikayesi, 1980 yılında dünyanın demokratik olarak seçilmiş ilk kadın cumhurbaşkanı olan Vigdís Finnbogadóttir’ın göreve gelmesiyle başladı.

Bugün İzlanda, kadınların güçlendirilmesi söz konusu olduğunda tartışmasız dünyanın en ilerici ülkesi.

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) “Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu 2021” verilerine göre, 12 yıldır hep zirvede kalmayı başaran İzlanda cinsiyet eşitliği endeksinde yine ilk sırada yer aldı.

İzlanda’nın başarısı bununla da sınırlı değil. Kadınların siyasi gücü ve cinsiyete dayalı gelir farkı endesklerinde de sürekli olarak ilk sırada yer alıyor ve 50’nin üzerinde çalışana sahip şirketlerde yönetim kurulunda kadın oranının yüzde 40’ı geçmesiyle övünüyor.

İzlanda, 2018’de 25’ten fazla çalışanı olan şirket ve kurumların eşit değerde bir iş için erkeklere ve kadınlara eşit ücret ödediklerini kanıtlamalarını gerektiren dünyadaki ilk politikayı uygulamaya koyan ülke. Politika, ‘Eşit Ücret Yönetimi Standardı’ adı verilen bir iş değerlendirme aracı veya basit bir sistem aracılığıyla uygulanıyor. Aynı pozisyonlar için eşit ücret ödediklerini gösteren şirketler sertifika alıyorlar. 2020’den itibaren sertifika almanın zorunlu hale getirildiği İzlanda’da şirketler sertifika alınmadığı takdirde günlük para cezasına çarptırılıyor.

Bugün İzlanda’da, ücretlerdeki cinsiyet farkı ise yüzde 13 oranında. İvme bu şekilde devam ederse, ülke 2070’e kadar ‘eşit işe eşit ücret’ idealine ulaşmış olacak.

Bugün İzlanda’da kadınların %84,3’ü işgücüne katılıyor ve profesyonel ve teknik rollerde erkeklere göre daha yüksek oranlarda istihdam ediliyor. Kadınlar ayrıca üst düzey veya yönetici pozisyonlarında oldukça görünür olup, üst düzey rollerde yüzde 41,9 ve yönetim kuruluna yüzde 45,9 oranında temsil ediliyor.

İstidamda kadın oranının yüksek olmasının öncelikli sebeplerinden biri de, İzlanda’nın OECD ülkeleri içinde GSYİH içinden çocuk bakımına en çok pay ayıran ülkelerinden biri olması. İzlanda’da okul öncesi çocukların büyük çoğunluğu kreşe gidiyor, bu her iki ebeveynin de çalışabilmesine olanak tanıyor. Ayrıca her iki ebeveyn de 6 ay, toplamda 1 yıl eşit süreli doğum iznine sahip Ebeveyn izni, vergilerle finanse edilen özel bir fon aracılığıyla ödeniyor.

Siyasette daha fazla kadın olunca herkes kazanıyor

Finnbogadóttir 1980’de tarih yazdıktan sonra, İzlanda’da kadınların siyasi temsili hızla arttı ve İzlanda’da kota sistemi olmayan ülkeler arasında en fazla kadın milletvekili oranına sahip parlamento haline getirdi.

Ülkenin tarihindeki ikinci dönüm noktası ise, İzlanda’nın bankacılık sisteminin çöktüğü ve ciddi bir ekonomik bunalım yaratan 2008 mali krizinden sonra geldi. 2009’da yapılan seçimde kadınlar koltukların yüzde 43’ünü aldı ve Jóhanna Sigurðardóttir ülkenin ilk kadın ve dünyanın ilk açık lezbiyen başbakan oldu.

2017 yılında göreve gelen İzlanda’nın şu anki Başbakanı Katrin Jakobsdottir, cinsiyet eşitliği çalışmalarıyla da oldukça popüler bir figür. 2018 yılında cinsiyet eşitliğine ilişkin konuları Ekonomi Bakanlığı’ndan alıp Başbakanlığın yetki alanına taşıyarak hükümetin cinsiyet eşitliği çalışmalarına verdiği önemin altını çizen Jakobsdottir, ülkenin ‘Eşitlik Bakanı’ bakanı olarak görülüyor.

Yıllar içinde siyasette kadın temsil oranını artıran ve son seçimlerde yüzde 47,6’lik bir oran yakalayan İzlanda, kadınların karar verici mekanizmalarda yer almasının kadınlara ve ailelere nasıl fayda sağlayabileceğinin mükemmel bir örneği.

Yüz yılı aşkın geçmişi olan İzlanda Kadın Hakları Derneği’nin yönetici müdürü Brynhildur Heiðar, “Cinsiyet açısından daha dengeli bir siyasi temsil ile kadınlar için daha iyi politikaların geliştirilmesi arasında bir ilişki olduğuna şüphe yok” diyor. “Ebeveyn izni, kreş,  ücret eşitsizliği – bunların hiçbiri kadınlar meclise girmeden önce önemli sorunlar olarak görülmüyordu.”

Öncelik kadına yönelik şiddet

Reykjavik’in ilk kadın polis şefi Sigríður Björk Guðjónsdóttir, kadınların siyasi temsilinin diğer alanlardaki kadınları da güçlendirdiğini söylüyor. Guðjónsdóttir 2014 yılında göreve geldiğinden beri kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddeti bir öncelik haline getirdi.

Derneğin başkanı Tatjana Latinoviç, İzlanda’nın elde ettiği bu başarıda sürekli bir şekilde mücadelenin devam etmesinin önemini vurguluyor:

“Dünya Ekonomik Forumu kriterlerine göre yüzde 88 civarında bir eşitlik sağladık ama yüzde 100 değil, dolayısıyla İzlanda’da hala gerçek eşitliğe ulaşamadık. Ancak gelişmeye devam ediyoruz ve bu, toplumsal cinsiyet eşitliğinin mutlak anahtarıdır, toplumu iyileştirmeye çalışmaktan asla vazgeçemeyiz. Örneğin, 2016’da İzlanda’daki kadınların statüsüne ilişkin gölge raporu yazdığımızda, polis memuru kadın oranı yüzde 14 civarındaydı. Bugün İzlanda’daki polis teşkilatının yaklaşık yüzde 40’ını kadınlar oluşturuyor. Bu değişiklik, İzlanda toplumunu daha eşit bir hale getirmek için savunucuların ve çalışanların tutarlı bir şekilde odaklanması sayesinde gerçekleşti.”

Derleyen: Eda Doğançay /Kaynak: Guardian, PassBlue