Hani’nin gözbebeği; Amed’in gururu Seyit Evran….

 Seyit Evran kimdir?  

Seyit Evran Hani’ nın gözbebeğidir. 

Seyit Evran Amed’ in gururudur. 

Seit Evran devrimin büyük emekçisi ve mücadelenin yılmaz savunucusudur. 

En kısa ifadelerle Seyit Evran işte böyle anlatılabilir. Ama Seyit Evran yeni nesil ve gelecek kuşak Kürtler için daha detaylı anlatılması gereken bir şahsiyettir. Seyit’i sadece bilinen basıncı yönüyle tanıtmak veya anlatmak çok yetersiz olur. Dünyada yüzlerce başarılı insan portreleri vardır. Dikkat ederseniz sadece başarılı oldukları çalışmaları ile anlatılırlar. Her ne kadar aralarından sıyrılmış olanların otobiyografileri yazılmışsada bu çok sık görülen bir durum değildir. İşte Seyit Evran da bu sıyrılmışlardan biridir. Onu sadece çalışmalarıyla sınırlı bir anlatıma tabi tutarsak Seyit’e çok büyük bir haksızlık yapmış oluruz.

İşte ben de tam bundan dolayı Seyit’in bir arkadaşı, onunla anılar biriktiren, sohbetini, çayını paylaşmış bir dostu olarak (eksik ve yetersiz kalacağını bile bile) anlatmaya çalışacağım…   

Ülkeden yeni gelmişti. Moskova’da Mala Kurda’da karşılaştık ilk kez. Sıcak bir merhabadan sonra ülke ve ülkedeki gelişmeler hakkında sohbet ettik. Bu arada kaçak çaylarımız tazeleniyor ve biz pürdikkat Seyit’i dinliyorduk. Rahat, sakin ama ayrıntılı anlatıyordu her şeyi. Kendisine ekstra soru sormamıza gerek yoktu, çünkü anlatımı buna yer bırakmıyordu. Çok hızlı düşünen bir yapıya sahipti. Örgütsel hiyerarşinin getirdiği mesafeli, resmi tutumdan uzaktı. Sohbet boyunca gözlerinin içi gülüyordu. Bir saat kadar süren sohbetin sonunda herkes gibi benim de kanım Seyit’e kaynamıştı. Seyit Evran ilk gün olmasına rağmen varlığını ve enerjisini hissettirmişti hepimize.  

Seyit Evran bir ilişki adamıydı!

Yaklaşık bir ay gibi kısa bir sürede yüzlerce bölge insanını tanıdı. Yıllarca alanda faaliyet gösteren, ben de dahil, hiç tanımadığımız, sohbet etmediğimiz insanlara Seyit Evran ulaşmıştı. İnanılmaz bir enerji ve  çabayla büyük bir ilişki ağı oluşturmuştu. Herkesi hızla tanıyor, yeteneklerini keşfediyor ve birlikte proje- plan yapıyordu. Hiç kimseyi atlamıyordu. Tam bir örgütleme canavarıydı Seyit. Proje adamıydı. Yerel alanda kendisi ile birlikte çalışacak çok güçlü bir muhabir ağını kısa bir sürede kurmuştu. Rusya’da kuş uçsa Seyit’in haberi olurdu. Bu muhabir ağını daha sonra yakın Orta Asya’ya kadar yaydı. Telefonu asla susmazdı. Mala Kurda’ya gelenlerin ilk sorduğu kişilerin başında gelirdi. Seyit’e selam vermeden Mala Kurda’dan kimse gitmezdi. Hiç kimseye üstünkörü yaklaşmaz, sıradan bir selam vermezdi.  

Seyit Evran bir fikir adamıydı!

Ola ki Seyit’e yeni bir fikir ve çalışmadan bahsettiniz. Yandığınızın günüdür o gün. Tüm gün boyunca sizin fikrinizi büyütür. Öneri üstüne öneriler geliştirir. Beyni makineli bir tüfek gibi hep işlerdi. Projenin gelişimi kadar olabilecek engelleri bile hesaba katar ve çözümünü üretirdi. Yaratıclığı ile motive ederdi. Proje hayata geçsin diye kendi çalışmasından ve zamanından ödün verirdi. Öyleki sonuçta o proje aslında Seyit Evran olurdu..  

Seyit Evran entellektüel biriydi!

Genel kültür bilgisi çok güçlüydü. Tarih, edebiyat, tiyatro hatta mitoloji. Ama asıl uzmanlık alanı Parti tarihi idi. Parti tarihine çok hakimdi. Tüm olayları yer, zaman ve isimleri ile anlatırdı. Doğru bildiğimiz bir çok yanlışı düzeltirdi. Seyit Evran yürüyen google gibiydi. Uzun süre birlikte kalmamıza rağmen kitap okuduğunu görmedim. Seyit Evran bir kitap kurdu değildi! Ama bu güçlü genel kültür bilgisi nerden nasıl oluştu? Ben bunu hep merak etmişimdir. Evet fazla okumuyordu ama daha önce okuduklarını ve duyduklarini asla unutmuyordu bence. Fil gibi bir hafızaya sahipti. 

Seyit Evran bir örgüt adamıydı!

Her ne kadar hassas bir başlıkta olsa Seyit’in bu yanına da değinmek lazım. Seyit Evran bazı konularda ve kararlarda sorumlu arkadaşlara katılmasa da son kertede her zaman bağlı olduğu hareketin tüm kararlarını esas alan biriydi ve bunları uygulamada hiç tereddüt etmezdi. Hatta bir çok kez şahit olmuşumdur, bir çok arkadaşa kararların uygulanması ve içselleşmesi için ikna etmiştir. Seyit gerçek bir militandı.  

Seyit Evran hümanist biriydi!

İnsanın hayvanlaşma sürecinden çıkışı milyonlarca yıldır hala devam etmektedir. Ama tüm bilimsel çalışmalar  gösteriyor ki genetik yapımızda hala o sürecin derin izleri var. Zorlandığımızda, başa çıkamadığımızda, menfaatlerimize dokunulduğunda, bireysel kaygılarımız çoğaldığında nasıl acımasız ve vahşi olduğumuzu biliriz. Seyit Evran çok yüksek derecede bir empatiye sahipti. Çok zorlandığı zamanlarda bile karşısındakinin zayıflıklarını onun yüzüne vurmazdı. Onu çok haksız eleştirenlere bile tüm duvarları yıkacak şekilde vahşice bir savunmaya girmezdi. Ama söylenmesi gerekenleri de mutlaka söylerdi.  

Seyit Evran merhametli biriydi!

Seyit Evran’ın da her normal insan gibi iyi ve kötü tarafları vardı. Seyit Evran bizlerden çok daha fazla kötü özelliklerini törpülemiş bir insandı. Onun iylik ve gülen yüzü hep karanlık diğer tarafına baskın gelirdi. Hiç yok muydu derdi veya kederi Seyit Evran’ın? Elbette vardı! Ama kimseyi bunlarla meşgul etmek istemezdi. Seyit Evran yük olan değil, yükü kaldıranlardandı. Bildiğin tam bir dert babasıydı. Bulunduğumuz sahada onunla dertleşmeyen, sohbet etmeyen hiçbir arkadaşımız olmamıştır. Dönem dönem bazı arkadaşlarımızla siyasi çelişkiler yaşamıştır. Ama bunlar da dahil olmak üzere tüm arkadaşlarımızın derdini, kederini veya sıkıntılarını hep hafifleten olmuştur.  

Seyit Evran’ın çok güçlü bir hayat felsefesi vardı!

Mecbur kalmadıkça insana, hayvana ve doğaya zarar vermeyin derdi. Çocukları başka severdi Seyit Evran. Onlara sarılması, onlarla konuşması ve sevgisi bir başka güzeldi, nazikti. Eğer vakti varsa tüm gününü onlarla geçirmekten asla usanmazdı.  

Seyit Evran çok büyük bir doğa tutkusu vardı. Her fırsatta doğada dolaşmak, fotoğraf çekmek belkide Seyit’in kendisine ayırdığı tek zamandı.  

Seyit Evran arkadaş canlısıydı!

Hiç bir arkadaşını kendi korku ve çıkarı için kullanmazdı. Onu kullanmış olanları da çok iyi bilirdi. Seyit çok temiz biriydi ama saf değildi! Seyit Evran kendine has üslup ve yöntemleri ile kendisini korumasını bilmiş ve sorunların üstesinden gelen biriydi. Seyit Evran yapmacık biri asla değildi. Kendisini sevdirmek için ekstra tiyatro yapmazdı. Seyit’i tanıyan onu zaten severdi. 

Seyit Evran iyi bir basın emekçisiydi!

Seyit Evran ile çok yolculuklarımız ve sohbetimiz oldu. Hep morallı biriydi, şakacıydı, harika espriler yapardı. Ama hasta olmaya görsün! Moralsiz, aksi ve çekilmez olurdu! İşte onun bu anlarında Seyit’in bayram hallerini yani sağlıklı olduğu hallerini özlerdik.  

Çukurova Üniversitesinde Gıda Mühendisliğini okurken harekete katıldığını anlatmıştı bir keresinde. Ve hep derdi ki; dağda bir konserve fabrikası kursak ne çok işe yarardı değil mi? Fakat tüm arkadaşlar gibi Seyit’ de eğitim aldığı yada uzmanlaştığı konudan ziyade başka bir alanda kendini geliştirdi. Basın çalışmaları katıldı. Seyit Evran süper bir haberciydi. Tabiri caizse haberin kokusunu alırdı. Hangi haberin işe yarayıp yaramıyacağını çok iyi bilirdi. Eğer önemli bulduysa haberi, peşine düşer ve hiç kimse onu tutamazdı.

Fotoğraf makinası hep yanındaydı. Saha gazeteciliğinde hiç kimse Seyit Evran’ın eline su dökemezdi. Son dönemlerinde de Seyit tam bir savaş muhabiri gibi çalıştı. Halil Dağ’dan sonra Kürtlerin ikinci savaş muhabiri oldu diyebiliriz. Her ne kadar cepheden canlı yayın yapma imkanı olmasa da Seyit cepheden gelişmeleri aktarma yolları buluyordu. Seyit Evran her Kürdperwer gibi Kürdistan’ın, Kürd’lerin özgür, demokratik bir dünyada, kendi öz kimliği ile var olmasını isterdi. Seyit’in ömrü bunu görmeye yetmedi, ama Seyit Rojava Kürdistanı’ndaki Kürdlerin dişi ile tırnağıyla, kanıyla yarattığı kazanımların canlı tanığı oldu. Bu kazanımları Kürd ve dünyaya kamuoyuna aktarılmasında büyük bir rol oynadı. Rojava’da sosyal ve siyasal olarak çok büyük alan açıldı ve Seyit hep bu gelişmelerin en merkezinde yer aldı. Aslında birazda gerçekleşme ihtimali yüksek olan hayallerin kıyısındaydı.   

Seyit Evran güçlü bir karakterdi!

Bulunduğu ortamda etkin bir figürdü, bunu sesini yükselterek yada slogan atarak değil, oturmuş bir anlayışlar zincirinin devamı ile gerçekleştirirdi. Çünkü o çok örgütlü biriydi. İhtiyaçlarını iyi bilirdi. Zayıf taraflarını çok önceden çözmüş ve güçlendirmişti. Seyit zavallı biri değildi, onu güçlü yapan birçok yönü vardı. O asla isteyen veya dilenen konumda olmazdı. Ama şahid oldum ki Seyit Evran hep verendi. İstenirse sonuna kadar hiç gocunmadan, emeğini, bilgisini, tecrübesini varsa, ki çok az oldurdu, parasını, elbisesini hatta özel eşyalarını bile hiç çekinmeden paylaşırdı. Seyit Evran’ın gücü onun veren ve paylaşan tarafındandır.  

Seyit Evran bilgili bir insandı!

Bilgiye tapmazdı. Onun için gerçek bilginin davranışta ve yaşamda pratikleşmesi önemliydi. Sigmund Freud en sevdiği yazar ve bilim adamıydı. İnsan davranışlarını çok çabuk neden ve sonuç ilişkisine bağlayabilirdi. Yeni tanıştığı birine hemen olumlu veya olumsuz saptamalar yapmaz, yapanları da eleştirirdi.  

Seyit iyi bir öğretmendi!

Birlikte kaldığımız süre içerdisinde Seyit’i hiç bir zaman herhangi bir eğitim çalışmasının divanda görmedim. Ama biliyorum ki Seyit iyi bir eğitimciydi. Onu takip etmek gerekiyordu, tavırlarını, sohbetini, emeğini… Seyit kitabi bir karakter değildi. Pratikçi, sonuç alıcı biriydi. Arkadaşlar arasındaki sohbet sırasında bazen konunun çok dışında şeyler anlatırdı bize Seyit. Herkes gibi ben de şaşırırdım. Hatta her seferinde sormuşumdur; ne oluyor, ne alakası var diye? İşte o zamanlar Seyit hiç cevap vermez, susar ve boşver derdi. Aslında Seyit başka zamanları, başka dünyaları yaşardı bazen. Şimdi bu yazıyı okuyanlar diyebilir ki biraz abartılı olmamış mı? Hayır! Asla! Azı var çoğu yok. Doğrusunu söylemek gerekiyorsa abartılmayı ve sevilmeyi hakeden biridir Seyit.  

Seyit Evran ölümüyle bize uzun yamandır unuttuğumuz utanma duygusunu hatırlattı. Belkide hepimizin hayalini o yaşadı. Seyit sonuna kadar büyük bir emek ve inançla sürdürdüğü mücadelenin sonunda çok sevdiği vatanında, halkının omuzlarında büyük bir törenle bu dünyadan uğurlandı. 

Son olarak canı gönülden şunu belirtmek isterim ki; çok mutluyum ki Seyit Evran’ı tanımışım. Onunla çay içmiş, uzun sohbetler yapmışım. Harika şakalarını dinlemiş, bol bol tütün içmişim. Seyit Evran hayatıma değer katan nadir insanlardan biridir. Seyit asla unutulmaz.  

Onun mücadelesi ve onurlu yaşamının önünde saygıyla eğiliyorum. 

Yazan: Erezo

02.10.2023