HEDEP: Kobanî kadınların direnişinin ve mücadelesinin ışığıdır

HEDEP Kadın Koordinasyonu 1 Kasım Dünya Kobanî Gününe ilişkin basın toplantısı düzenledi.  Toplantıda konuşan Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, şunları söyledi: 

 

Kedkarên Hêja yên Çapemeniyê

Hûn bi xêr hatin civîna me ya yekem a piştî kongreya mezin. Li ser navê meclisa me ya jinan li we hemûyan silav dikim. Em ê civîna xwe tenê bi rojevekê pêk bînin. Ev rojev 9 sal e di serî de ji bo jinan û hemû gelên cîhanê rojeva sereke û ya herî girîng e. Ev rojev Kobanî ye. Berxwedana Kobanî ya di peşengtiya jinan de pêk hat. Şoreşa Kobanî ye. Îro yekê Mijdarê Roja Kobanî ya Cîhanî ye. Di serî de ji jinên Kobanî re û ji hemû jinên cîhanê re pîroz be.

Bila ev roj  ji bo azadî û demokrasiyê bibe hêvî û bawerî.

Kadınların direnişinin ve mücadelesinin ışığıdır Kobanî

Basın toplantımızı tek bir gündemle gerçekleştireceğiz. Bu gündem aynı zamanda başta kadınlar olmak üzere tüm dünya halklarının 9 yıldır en sıcak gündemidir. Bu gündem, kadınlar öncülüğünde gerçekleşen Kobanî Direnişidir, Kobanî Devrimidir. Bugün 1 Kasım Dünya Kobanî Günü. Başta Kobanîli kadınlar olmak üzere tüm dünya kadınlarına kutlu olsun, umut olsun, inanç olsun. Bundan 9 yıl önce IŞİD çetelerine karşı verilen destansı mücadelenin adıdır Kobanî. Kadınların direnişinin, mücadelesinin ışığıdır Kobanî. Demirli tellerle ve duvarlarla örülen sınırları aşarak kadın örgütlülüğünün, yoldaşlığının buluştuğu mücadelenin adıdır Kobanî. Enternasyonel bir mücadeleyle devrimin yeşerdiği topraklardır. İşte bu destansı mücadele bugün tüm dünya kadınlarına ilham olurken “Kobanî düştü düşecek” diyenlerin heveslerini kursaklarında bırakmıştır. 1 Kasım Dünya Kobanî Günü bir kez daha kutlu olsun hepimize. Selam olsun düştükleri yerde yeşeren, filizlenerek büyüyen ve bugün jin, jiyan, azadî felsefesi etrafında tüm dünya kadınlarını buluşturan Kobanîli kadınlara!

Kobanî’de Kürt halkının elde ettiği statüye tahammülsüzlük vardır

Büyük emek ve büyük bedeller ile Kobanî’de yeni bir yaşam kadınlar öncülüğünde ilmek ilmek örülüyor. Kadın komün köyleri, kooperatifleri, akademileri kuruldu. Her yönüyle inşa çalışmaları devam ederken, Kobanî zaferine tahammül edemeyen iktidar burayı bombalamaya devam ediyor. Bitmeyen bir kin ve düşmanlıkla Kobanî halkları hedef alınıyor. Sivil yerleşim yerleri bombalanarak bu topraklar insansızlaştırılmak isteniyor. Başta kadınlar olmak üzere Kobanî halkları, bir yandan yeni yaşamı inşa ederken diğer yandan AKP-MHP iktidarının saldırılarına karşı direnişini sürdürüyor. Bizler şunu çok iyi biliyoruz; tüm bu saldırıların temelinde Kürt halkına, onun değerlerine ve Kürt halkının elde ettiği statüye tahammülsüzlük vardır. Kobanî’ye atılan her bomba halkların, kadınların inşa ettiği yeni yaşama atılmaktadır; kadın köylerine, komünlerine, akademilerine atılmaktadır. Ülkedeki kadınların sofrasından ve ekmeğinden çalarak Kobanîli kadınların yaşamları bombalanmaktadır. Tüm dünya kadınlarının birlikte gerçekleştirdiği enternasyonel devrimdir bombalanmak istenen.

IŞİD zulmüne son veren kadınların iradesi karşısında hiçbir güç başarılı olamayacaktır

Her defasında yeni bir gerekçe ile Kobanî’ye saldıran iktidara bir kez daha hatırlatıyoruz: IŞİD zulmüne karşı verdikleri direnişle, elde ettikleri kazanımlarla, inşa ettikleri yeni yaşamla bizlere ilham olan Kobanîli kadınlarla dayanışmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Tüm savaş aygıtlarınız ile saldırıldığınız Kobanî’yi düşüremeyeceksiniz. Tıpkı 9 yıl önce düşüremediğiniz gibi. Çünkü Kobanî halkların bahçesidir, kadınların emeği ve direnişidir. Bombaların altında özgürlük türküleri ile seslerini tüm dünyaya ulaştıran kadınların mücadelesinin sonucudur. Gülüşleri ve inançlarıyla son nefesine kadar savaşmaktan vazgeçmeyerek IŞİD zulmüne son veren kadınların iradesi karşısında hiçbir güç başarılı olamayacaktır.

Kobanî Kumpas Davasında gizli tanık beyanlarının hiçbir somut dayanağının olmadığı ortaya çıktı

Hepinizin bildiği gibi; 2014’te IŞİD çetelerinin Kobanî’ye yönelik saldırılarına karşı ülkenin dört bir yanında Kobanî halkıyla dayanışma amacıyla protestolar gerçekleştirildi. Dünyanın dört bir tarafından Kobanî direnişi selamlanırken ve çağrılar yapılarak 1 Kasım Dünya Kobanî Günü olarak ilan edilirken, AKP-MHP iktidarı 6 yıl sonra Kobanî Kumpas Davasını açtı. Yetmedi bu davayı partimizin kapatılma gerekçesi olarak sundu. Gizli tanık ifadeleriyle ve uydurma iddianamelerle hazırlanan bu davanın bir kumpas davası olduğu her gün yeni bir bilgiyle tescillendi. Adı iktidara yakınlığıyla anılan kişiler mahkeme heyetine başkan olarak atandı. Mahkeme heyeti başkanının suç örgütleri ile olan ilişkileri ifşa edildi. Mahkemeye yeni bir başkan atanmak zorunda kaldı. Yine dosyalarda unutulan gizli bilgi notları ile bu davanın bir kumpas davası olduğu bir kez daha açığa çıktı. Gizli tanık beyanlarının hiçbir somut dayanağının olmadığı ortaya çıktı. Ancak her türlü hukuk skandalının işlendiği bu dava tüm usulsüzlüklere rağmen devam ediyor.

Tıpkı Kobanî’de olduğu gibi bu davanın kazananı da kadınlar olacak

Sincan Cezaevi Kampüsünde canlandırılan yargı tiyatrosu oyunu, kumpas düzeni olan bu davadan yargılanmak istenen kadın arkadaşlarımızın savunmalarıyla bozuldu. Arkadaşlarımız çıktığı her duruşmada erkek egemen iktidarı yargıladı. Erkek egemen iktidarın Kürt düşmanlığını, kadın düşmanlığını yargıladı. Yargılamaya da devam ediyor. Arkadaşlarımız içeride bizler ise bulunduğumuz her yerde “Kobanî Devrimi kadın devrimidir” demekten vazgeçmeyeceğiz. Kobanîli kadınlarla dayanışma içerisinde olmaktan bir an olsun vazgeçmeyeceğiz. Tıpkı Kobanî’de, Şengal’de olduğu gibi bu davanın kazananı da kadınlar olacak. Bizler olacağız. Çünkü haklıyız. İnsanlık suçu işleyenlerin yanında değiliz, bu suça karşı mücadele eden kadınların yanındayız.

Kobanî düşmedi düşmeyecek

Kobanî’de kadınlar öncülüğünde inşa edilen yeni yaşam modelini hayata geçirenler, Kobanî topraklarında 3. Yol’un mümkün olduğunu göstermiştir. 3. Yol; Demokratik Cumhuriyet fikrinde buluşanların, ortak yaşamda ısrar edenlerin direniş modelini yaratmıştır. Kobanî, farklılıklarla bir arada eşit, adil ve ortak bir yaşamın mümkün olduğunun göstergesidir.
Kadın özgürlük mücadelemiz de ortak direnişin tarihini yazmış bir kadın devrimidir. Hiçbir güç, hiçbir tank, hiçbir silah binbir emek ve bedelle gerçekleştirilen bu devrimi yıkacak güce sahip değildir. Bu kapsamda tüm kadınlara çağrımızdır; gelin hep birlikte mücadelemizi ve örgütlülüğümüzü büyüterek Kobanî’ye yönelik gerçekleşen saldırılara karşı duralım. Sincan Cezaevi Kampüsünde Kobanîli kadınlarla dayanışma içerisinde oldukları için yargılanmak istenen kadın yoldaşlarımızla dayanışmayı büyütelim.

Sözlerimi bitirmeden önce mücadelemizin ilham kaynağı olan ve Kobanî’de destanlaşan kadınlara sözümüzü yineliyoruz. Arîn, Kader, Sibel, Hevrîn Xelef ve bu uğurda yaşamını yitiren tüm kadınlara sözümüzdür: Kobanî düşmedi düşmeyecek; Kobanî’ye ve Kobanî’deki kadın kazanımlarına saldıranlar düşecek.

 

Êzidî kız çocuğunun satışa çıkarılması davasının takipçisi olacağız 

 

Soru: IŞİD tarafından kaçırılıp satışa çıkarılan Êzidî kız çocuğunun daha sonra aynı kişilere teslim edildiği ortaya çıktı. Bunu takip ediyor musunuz, nasıl yorumluyorsunuz?

 

Dava sürecini takip ediyoruz. Kadın Koordinasyonu ve Kadın Meclisi olarak da o gün davada yer aldık ve gerekli açıklamaları yaptık. Hem Meclis boyutuyla hem de mevcut kurumlar boyutuyla birçok şey aşılmış durumda. Birincisi, bu çocuk buraya nasıl getirildi? Çünkü bir insan ticareti davası var. Aynı zamanda Şengal’de biliyorsunuz IŞİD eliyle bir soykırım yaşandı. Her yönüyle bir suç ortaklığı olduğunu burada belirtmek gerekiyor. Çünkü IŞİD’in bu şekilde tek başına hareket etmesi bazı kurumların da bu işte rol aldığını gösteriyor. Örneğin Göç İdaresi. Çocuğun kimliği oradan çıkartılıyor. Sınırda yakalanması gerekenler Ankara’nın göbeğine kadar geliyor. Bu süreçte insan ticareti üzerinden dava açılmış olsa bile soykırımda ortaklık da söz konusu. Bu sürecin takipçisi olacağız. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı bir kurum da çocuğu IŞİD’li aileye teslim ediyor. Bunu yaparken mevcut ihmallerinde ya da suç ortaklığı noktasında da çok taraflı bir yerde durduklarını belirtmek lazım. Bunu özellikle davada tanık olarak gelen sosyal hizmet görevlisinin beyanları üzerinden söyleyebilirim. İnsanlığa dair bir suç var. Ama en önemlisi de bir çocuğun geleceğine dair bir suç işleniyor. IŞİD ve bu kurumların zihniyetinin de nasıl işbirliği içinde olduğunu görmek mümkün. Uzun zamandan beri Türkiye’de belli başlı illerde bu meseleler yaşanıyor. İlk defa böyle bir dava açılmasıyla kamuoyunda bir gündem oluştu. Ancak bu davayla biz şunu da gördük. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, yargı kurumları, yani devlete bağlı birçok kurumun IŞİD meselesinde oynaması gereken rolü değil de tam da bu zihniyetin yaşamsallaşması için rol oynadığını söylemek mümkün. Biz bu davanın takipçisi olacağız. Çok önemli bir dava.

Suçun her yönüyle cezalandırılması için elimizden gelen her şeyi yapacağız

2014’te yaşanan soykırım sırasında binlerce kadın ve çocuk alıkonuldu. Buna dair kampanyalarımız da oldu. HEDEP Kadın Meclisinden önceki kadın meclislerimiz de zorla alıkonulanlar için kurulan platformların içinde yer alıyordu. En çok üzerinde durduğumuz konulardan biri de buydu. Bu süreçte önemli bir durum var, maddi kanıtların da olduğu bir durum var. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının yapmış olduğu bu suçu teşhir ediyoruz, takip ediyoruz. Soruşturmaların açılmasını ve kamuoyunun bilgilendirilmesini takip ediyoruz. Biliyorsunuz en son yayın yasağı da getirmişlerdi. Bu genel olarak uyguladıkları bir politika. Biz bu suçun her yönüyle cezalandırılması için elimizden gelen her şeyi yapacağız.