Kobani: Kürt kadınların öldürüldüğü Helinc Katliamı’nda dört yıl geride kaldı

23 Haziran 2020 tarihinde akşam saatlerinde, Kobani’ye bağlı Helinc köyündeki bir evin bahçesinde Türkiye’ye ait bir SİHA tarafından füzeyle saldırıya uğrayan Kürt kadın öncüleri yönelik katliamın üzerinden dört yıl geçti.

Türkiye’nin SİHA saldırısında Kürt kadın hareketi öncülerinden, KJK Yürütme Konseyi üyesi Leyla Agiri, Kongra Star Fırat Bölgesi sorumlularından Zehra Berkel, Mizgin Hebun Halil ve evin sahibi Emine Veysi hayatlarını kaybetti.

Leyla Agiri, Zehra Berkel ve Mizgin Hebun Halil, Rojava’da kadın çalışmaları yapan Kongra Star’ın yaklaşan konferansı için Kobani köylerini dolaşıyor, kadın delege çalışması yapıyorlardı.

Kürt kadın öncüler sivillerdi ve gün boyu birçok köyü dolaştıktan sonra akşam yemeği için evin sahibesi Emine Veysi’ye misafir gitmişlerdi.

Türkiye’den yönlendirilen bir ihbar sonucu yakın takibe alınan kadınların içinde bulundukları aracın koordinatı Türk istihbaratını verilmişti. Leyla Agiri ve arkadaşları araçtan indikten kısa bir süre sonra evin bahçesinde saldırıya uğradılar…

Kürt kadınlarını katleden Türk SİHA’sı Urfa’dan havalanmış, Türkiye- Suriye sınırından 10 kilometre kadar içeri girmişti. Urfa tugayında konuşlu mobil SİHA kontrol merkezinin yönlendirdiği SİHA önceden tespit edilen evin bahçesindeki kadınlara kullanılması yasak olan füzeyle saldırmıştı.

Türkiye Cumhuriyeti devleti Kürt kadınlarına yönelik bu saldırısıyla da açık bir biçimde insanlık suçu işledi ancak, katliamla ilgili hukuki bir dava ya da kovuşturma açıl(a)madı.

Olayın olduğu tarihte- bugün de olduğu gibi- Kobani’nin hava sahasından Rusya sorumluydu. Olaydan sonra Rusya ile görüşmeler yapıldıysa da bir sonuç alınamadı. Katliamla ilgili bilgileri gizleyen Rusya’nın saldırıya onay verdiği ve göz yumduğu kısa sürede ortaya çıktı.

Türk devletinin insanlık değerlerini ve uluslararası hukuku çiğneyerek, Kürt kadınlarına yaptığı saldırının insanlığa karşı işlenmiş suç kapsamında olduğunu belirten Leyla Agiri’nin abisi Günay Aslan, Türk devleti ve Erdoğan hakkında uluslararası bir mahkemede dava açmaya çalıştıklarını ancak bazı teknik ve hukuki engeller nedeniyle bunu gerçekleştiremediklerini belirtti.

Aslan, hukuki yollara başvurma olanakları olmasa bile Kürt kadınlarına yönelik alçakça gerçekleştirilmiş bu katliamın hesabını ahlaki ve siyasi olarak sormaya devam edeceklerini söyledi…