Küçük bir coğrafyada evrensel bir devrim: Rojava

2011 yılında Suriye savaşı sırasında 19 Temmuz 2012’de resmi olarak ilan edilen özgür, barışçıl ve sosyalist bir toplum vizyonuyla Ortadoğu ve hatta tüm dünya için gözde bir miras olan Rojava Devrimi’ni sil baştan tüm yönleriyle tanıyalım.

Mustafa Çoban/ ANF

17 Aralık 2010 tarihinde Tunus’ta protesto olaylarıyla başlayarak ardından Cezayir, Lübnan, Ürdün, Sudan, Yemen, Mısır ve Suriye gibi Ortadoğu’nun birçok yerine yayılan ‘Arap baharı’ adıyla bilinen halk isyanları 15 Mart 2011 tarihinde Suriye’nin Deraa kentinde de baş göstermeye başladı. Humus ve Şam’ın yanı sıra Suriye’nin tamamına yayılan halk protestoları kısa süre içerisinde silahlı çatışmalara dönüştü. Suriye’de yaşayan Kürtler ise bu süreçte ne Esad rejimin ne de uluslararası güçler himayesinde hareket eden diğer paramiliter güçlerin tarafında yer aldı. Demokratik Birlik Partisi (PYD) öncülüğündeki Kürt kanat üçüncü yolu tercih ederek, bu süreci ‘Halkların Baharı’ olarak değiştirmek için harekete geçti. Kürtler öncülüğündeki Rojava halkları, öz yönetimlerini kurarak kantonlar ve meclisler şeklinde örgütlenmeye başladı. Küçük yapılanmalarla örgütlenmeye başlayan Rojava, gün be gün her alanda kaydettiği gelişmelerle bugün Ortadoğu ve tüm dünya için demokratik yönetim modeli oldu.

ROJAVA NERESİ?

Dêrik’ten Efrîn’e kadar yaklaşık 700 kilometrelik alanıyla Bakurê Kurdistan’ın hemen öte tarafında yer alıyor. Kürtlerin büyük çoğunlukta yaşadığı bölgede Ermeniler, Süryaniler, Asuriler, Araplar, Türkmenler, Êzidîler ve Dürziler de yaşıyor. Yaklaşık 5 milyon nüfusa sahip olan bölge, tarıma elverişli olması nedeniyle tarihte Kurdistan’ın diğer parçalarında yaşayan Kürtlerin mevsimsel olarak sürekli gidiş-geliş güzergahı olmuştur. 2011 öncesine kadar BAAS rejiminin şovenist uygulamalarına maruz kalan bölge, 19 Temmuz 2012 Rojava Devrimi ile öz yönetime kavuştu.

KANTON YÖNETİMİNE GEÇİŞ

Bundan 11 yıl önce; yani 19 Temmuz 2012 tarihinde Rojava Devrimi’yle birlikte Kürtler öncülüğünde bölge halkları Demokratik Özerklikle birlikte kanton örgütlenmelerini de duyurdu. 21 Ocak 2014 tarihinde Cizîr, 27 Ocak 2014 tarihinde Kobanê, 29 Ocak 2014 tarihinde ise Efrîn Kantonu olarak bölgede özerklik ilan edildi. Ardından her üç kantonda da hızlı bir şekilde inşa çalışmalarına başlandı. Bölgedeki en büyük kanton olan Cizîr Kantonu; Dêrik, Qamişlo ve Hesêkê gibi 3 merkezi kent ile 12 küçük kent ve ilçeden (Girkê Legê, Rimelan,Til Koçer, Çilaxa, Tirbespiyê, Amûdê, Til Berak, Dirbêsiyê, Til Temir, Til Hemis, Hol, Şedadê) oluşuyor.

DEVRİMİN BAŞKENTİ QAMIŞLOYÊ RENGÎN

Cizîr Kantonu şehirlerine bakarsak;

Rojava toplumu arasında Qamişloyê Rengîn olarak bilinen Qamişlo, devrimin başkenti olarak kabul görüyor. Adının kent merkezinden geçen Ceqceq Nehri etrafındaki kamışlardan aldığı söylenen kent, 1926 yılı öncesine kadar Mêrdin’in Nisêbîn ilçesiyle birleşikmiş. Qamişlo ve Nisêbîn arasındaki sıkı akrabalık ilişkileri de bu bilgileri doğruluyor. Enteriyê, Hileliyê, Xerbî, Kornîş, Qanat Swes gibi başlıca mahalleleri ile tanınan ve ağırlıkta Kürtlerin yaşadığı kentte, Arap, Süryani, Asuri ve Ermeni halklar da yaşıyor. Yaklaşık 1 milyon kişinin yaşamını sürdürdüğü kentin geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olurken, aynı zamanda bölge içinde bir ticaret merkezi. Rojava Üniversitesi’nden dolayı  eğitimin de başkenti olarak biliniyor.

Güvenliğini Kuzey ve Doğu Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin sağladığı kentte Süryanilere ait güvenlik örgütlenmeleri de mevcut. Kentte ayrıca Şam hükümetine bağlı havaalanı, hükümet binaları ve askeri noktaları bulunuyor. Kimi karışıklıklar dolaysıyla bu güçler arasında zaman zaman çatışmalar yaşansa da devrim güçlerinin duyarlı yaklaşımları nedeniyle huzurlu ve güvenli bir ortam söz konusu.

DÊRIKA HEMKO: 3 PARÇA KURDİSTAN’IN BİRLEŞTİĞİ KENT

Qamişlo’nun 90 km doğusunda yer alan Dêrîk ya da Dêrika Hemko, Bakur, Başûr ve Rojava Kurdistanı’nın kesiştiği noktada bulunuyor. Kentin isminin Kürtçe’de kilise anlamına gelen ‘Dêr’ kelimesinden türeyerek geldiği rivayet ediliyor. Dêrik Fransız sömürgesi altındayken kenarında  Dîcle Nehri aktığı için “Dicle ilçesi” deniliyordu. Bakurê Kurdistan ve Rojava arasında mevsimsel geçişlerin yoğun olmasından kaynaklı ‘Koçerlerin kenti’ olarak da biliniyor. Kürtlerin çoğunlukta yaşadığı kentte Asuri, Ermeni, Süryani, Keldani ve Araplar da yaşıyor. Bölgenin temel geçim kaynağı, hayvancılığın yanı sıra buğday, arpa, mercimek, nohut ve pamuk gibi tarım üreticiliğidir. Kentte ayrıca çok sayıda petrol kuyusu bulunuyor. Zembîlfiroş mağarası, Hemoker Köyü, Pira (köprü) Romê ve Dicle nehri üzerindeki Pira Bafê gibi çok sayıda tarihi köprü, mağara ve yerleşim yeri bulunuyor.

GIRKÊ LEGÊ-RIMÊLAN 

Bitişik ilçeler olan Girkê Legê ve Rimêlan, Dêrik’e 20 kilometre uzaklıktadır. 1934-1938 yılları arasında inşa edildiği söylenen ilçe, ilk başlarda 15 civarında ailenin yaşadığı küçük bir kasabadır. Her iki ilçede de Kürtler ve Arapların yanı sıra, Êzidîler, Süryaniler ve Ermeniler de yaşıyor. Ayrıca Rimêlan’ın petrol bölgesi olması nedeniyle Suriye’nin diğer yerlerinden gelen petrol çalışanları da barınıyor. Lojman tipi evlerle dizayn edilen Rimêlan’ın esasta petrol çalışanları için kurulduğu söyleniyor. Her iki ilçede de yapılan bazı kazı çalışmalarında tarihi eserlere rastlanmıştır. Tepede uçan bir leylekten adının geldiği söylenen Girkê Legê (tepedeki leylek), Rimêlan petrol sahasının yanındaki küçük yerleşim yeridir. Yeşil coğrafyasıyla da bilinen ilçelerin esas geçim kaynağı tarımcılıktır.

BİRAZ ÖTEDE ÇILAXA

Qamişlo’nun 50 kilometre doğusuna düşen Çilaxa, Rimêlan ve Tirbespiyê ilçeleri arasında yer alırken kuzeyinde Bakûrê Kurdistan sınırlarına uzanıyor. 1920’li yılların öncesinde de yerleşim yeri olarak kullanılan ilçe, Osmanlı işgali ve sonrasındaki BAAS rejiminin şovenist projelerinin uygulama merkezlerinden biri olduğu için sürekli değişimlerin yapıldığı bir yer haline gelmiş. 1978 yılında inşa edilen Girê Dêra Nehri, bir süre sonra Türk devletinin su akışının kestiğinden dolayı tarım faaliyetleri aza indirgenmek durumunda kalmıştır. Kentte daha çok Kürtler ve Araplar yaşıyor.

TIRBESPIYÊ

Qamişlo’nun güneyi ve Çilaxa’nın doğusunda bulunan Tirbespiyê, Bakûrê Kurdistan’ın Mêrdîn kentinin Nisêbin ilçesi sınırlarına kadar uzanıyor. Milattan Önce 4000’li yıllara dayanan bir tarihinin olduğu belirtilen Tirbespiyê’nin 9 kilometre güneyindeki Girê Lêlan, en eski yerleşim yeridir. İsminin Kürtçe’deki ‘Tirbe (Mezar)’ ve ‘Spî (Beyaz)’ kelimelerinden türetildiği belirtiliyor. Êzidî toplumuna ait beyaz mezar taşlarından ismini alan bu 20 bin nüfuslu kentte, Êzidî Kürtlerin yanı sıra Suni Kürtler, Araplar ve Süryaniler yaşıyor. Osmanlıların bölgeyi işgal etmesi sonrası kentin adı ‘Sancak’ olarak değiştirilmiş ve burası askeri bölge olarak kullanılmış. 1970’de BAAS rejiminin hakimiyetiyle bu kez ismi “Al Qahtaniyeh” olarak değiştirmiş. Rojava Devrimiyle birlikte ilçenin gerçek sahipleri tarafından tekrar Tirbespiyê olarak resmi ifadesine kavuşturuldu.

Ticaret ve ekonomi merkezi olarak bilinen kent, 28 Haziran 1962 tarihinde 30 kişinin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan selden büyük zarar görmüş. Mizgeft ve Maşoqê adlı iki barajın bulunduğu Tirbespiyê, tarım ve hayvan yetiştiriciliği için de oldukça elverişlidir. Kente bağlı 115 köyü ile kır yaşamının en göze batan merkezi durumunda.

Devam edecek…