Peyman Viyan: Kadın devrimi Kürdistan’la sınırlı kalmadı; tüm dünyaya yayıldı

Rojhilat ve İran’da yaşanan Jin Jiyan Azadî Devrimi’yle kadınların İran devletine büyük bir darbe vurduğunu söyleyen KJAR Koordinasyon Üyesi Peyman Viyan, devrimin Kurdistan ile sınırlı kalmayıp tüm dünyaya yayıldığını belirtti.

Rojhilat Özgür Kadınlar Topluluğu (KJAR) Koordinasyon Üyesi Peyman Viyan, 2023 yılında Rojhilat ve İran’da yaşanan gelişmeleri ve Jin Jiyan Azadî Devrimi’nin etkilerini ANF’ye değerlendirdi.

İran’da son 45 yıllık dönemin ardından kadınlara, gençlere, halklara, inançlara yönelik çok büyük saldırıların olduğunu söyleyen Viyan, bu saldırılara rağmen halkların geri adım atmadığını ve sürekli isyan halinde olduğunu vurguladı.

KJAR Koordinasyon Üyesi Peyman Viyan’ın değerlendirmeleri şöyle: “Jin Jiyan Azadî Devrimi’nin önemini çok iyi anlamak gerekiyor. Jin Jiyan Azadî Devrimi’nin geçmişte yaşanan devrimlerden çok farklı özellikleri var. Hem felsefi, hem siyasi, hem de toplum anlamda bu fark çok açık bir şekilde görülüyor. 1979 yılında kadınların ve gençlerin öncülüğünde İran’da yaşanan devrime herkes katıldı, aslında halkların öncülüğünde gelişti devrim ama iktidarlar, diktatörler devrime el koydu. Ve karşı bir devrim gerçekleşti. Nasıl ki 1979 yılındaki devrim İran’a damgasını vurdu, Jin Jiyan Azadî de bu döneme damgasını vurdu. Jin Jiyan Azadî Devrimi büyük bir mirasa, mücadeleye sahipti. Bu devrim halkların, kadınların, gençlerin, yıllardır biriktirdikleri bir öfkenin patlamasıydı. Son 45 yıllık dönemde özellikle İslam devletinin gelmesinin ardından her alanda kadınlara, gençlere, halklara, inançlara yönelik çok büyük saldırılar yürütüldü. Ardından kadınlar, gençler başta olmak üzere tüm halklar haklarından maruz kaldı. 1979 yılında devriminin kadınlar ve gençler öncülüğünde gelişmesiyle Şah diktatörlüğü sallandı.

Fakat Humeyni iktidara geldikten sonra, devrime ‘İslam’ adı konulduktan sonra, anayasanın tüm kanunları kadınlara karşı, uluslara karşı hazırlandı. Kadınların, gençlerin, ulusların, farklı inanç sahibi insanların hakları anayasada yer almadı. Bu anayasa tekçi zihniyet üzerine kuruldu. O günden bu yana toplumun tüm kesimlerine karşı saldırılar devam etti. Özellikle kadınlar ve Kürtler, hedef alındı. Çünkü devrim yapacak potansiyele sahip olanlar Kürtler ve kadınlardı. Kürtler ve kadınlar her alanda devletin saldırılarına maruz kaldılar. İran devleti bütün kanunlarını şeriat kanunu diye meşrulaştırdı ve bu şekilde iktidarını ayakta tuttu. 1979 Devrimi’nin ardından hazırlanan anayasaya kadınların, halkların çok fazla itirazı oldu. O günden bu yana bir savaşı yürütüldüğünü söyleyebiliriz. İran devleti için en büyük fırsat dindi. Dini çok fazla kullandılar. Özellikle 8 sene devam eden İran-Irak savaşıyla çok iyi kullandılar. İran bu savaşı kendisi için bir fırsat olarak gördü. Halkın tamamını ülkemizi savunuyoruz gerekçesiyle seferber etti. Bu şekilde kadınların, gençlerin duygularını kullandı ve iktidarını pekiştirdi.

Fakat 1979 yılında yaşanan devrimden bu yana halkların isyanı hiçbir zaman durmadı. Özellikle en fazla kadınlar ayaktaydı. Humeyni’nin gelmesinin ardından, kadınların başını kapatması gerektiğini, her yerde kapalı olması gerektiğini ilan ettikten sonra kadınların çok ciddi tepkileri oldu, ayaklanmaları oldu. Özellikle 8 Mart’larda kadınlar alanlara çıkarak tepkilerini ortaya koydular. Kadınlar, “biz geriye gitmek için devrim yapmadık, İslami bir devlet için Şah’ı indirmedik” dediler. O günden bu yana kadınların isyanı devam etti fakat büyük hareketlere dönüşmedi. İran’ın devrimden sonra kara bir zindan tarihi de var. O zindanlarda binlerce kadın tecavüze uğradı, kurşuna dizildi, özellikle Kürt halkı çok fazla katliamlara maruz kaldı. En fazla saldırılar kadınlara ve halklara oldu. Kurdistan’ın celladı olarak adlandırılan Xelxali, Humeyni’nin talimatıyla Kurdistan’a geldi ve binlerce Kürdü katletti. Kadınlar her gün İran zindanlarında tecavüze uğruyordu, kurşuna diziliyordu. Devlet bu şekilde yıllarca Kürtlere baskı yaptı, zulüm etti. Fakat ne yaptıysa da diz çöktüremedi.

İRAN DEVLETİ KENDİ İÇİNDE MUHALİF BİR KESİM YARATARAK İKTİDARININ ÖMRÜNÜ UZATTI

İran devleti bu şekilde devam edemeyeceğini anlayınca da bu sefer reformist hareketler geliştirdi. Zaten rejimler iktidarları tehlikeye girdiği anda kendi içlerinde muhaliflerini yaratıyorlar. Bu da iktidarların ömrünün uzamasını sağlıyor. Bu yüzden İran böyle bir siyaset yürüttü. Reformist ve muhafazakar kanatlar öne çıktı. Bu 45 yıllık süreçte kaç tane İran cumhurbaşkanı değişti, kimi zaman muhafazakar bir cumhurbaşkanı oldu, kimi zaman reformist bir cumhurbaşkanı oldu. Hatemi, göreve başladığında halkın sempatisini kazanan biri, çok değişimler yapacak diye tanıtıldı. Ama gençler en fazla onun döneminde katledildi, kadınlar katliamlarla yüz yüze kaldı. İran devleti, toplumun enerjisini bu şekilde tüketiyordu. Yine Ahmedinejad döneminde de kadınlar, gençler katliamlara uğradı. Ahmedinejad, ilk defa 1 kadını kabinesine almıştı bu şekilde bir değişim olacağını vaat ediyordu.

Ruhani de göreve gelmeden önce mor rengiyle propagandasını yapmıştı, kadın haklarına ilişkin bazı gelişmelerin yaşanacağı düşünülüyordu ama Ruhani’nin olduğu dönemde de hiçbir değişiklik yaşanmadı. Kadınlar aynı şekilde idam edildi, gençler katledildi. Devlet reformist hareketlerle toplumun gücünü zayıflatmayı hedeflediler. Bu yüzden hiçbir değişim sağlamadılar. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi dönemiyle birlikte politikalarını saha da sertleştirdi. Çünkü artık halkların sisteme inancının kalmadığını gördüler. Devlete karşı halkların tepkilerinin her geçen gün arttığını gördüler. 45 yıllık dönemin son 10 yılı büyük-küçük birçok ayaklanmalar yaşandı. 2010 yılında yaşanan ayaklanmada ise birçok kişi katledildi. Bazıları hala ev hapsindeler. 2016 yılından sonra kadınların öncülüğünde ayaklanmalar oldu.

Özellikle 2017 yılından sonra ayaklanmalar farklı formatlarda olmaya başladı. Halklar artık reformist hareketleri de, muhafazakar hareketleri de istemiyor. İran devleti de bunu çok iyi gördü. Tepkilerin gittikçe daha da büyüdüğünü anladılar. 2019 yılında da benzin zamlarını protesto etmek amacıyla Kurdistan’da başlayan ayaklanmalar İran’ın her yerine dağıldı. Bu ayaklanmada özellikle yoksul halk alanlara çıktı. Binlerce insan katledildi ama isyan daha sonra bastırıldı. Jina Emîni’nin katledilmesinin ardından ise halkta bir patlama ortaya çıktı. İbrahim Reisi, Jin Jiyan Azadî isyanıyla birlikte nasıl sert bir politika yürüteceğini belli etti. Özellikle Spayi Pastaran güçleriyle tüm kurumlara el koydu. Artık İran siyasetini Spayi Pastaran belirliyor.

JİN JİYAN AZADÎ SLOGANI JÎNA EMÎNÎ’NİN CENAZESİNDE ATILDIKTAN SONRA DÜNYAYA YAYILDI

İran devleti halkın öfkesini yılladır bastırmaya çalışıyor ama Jin Jiyan Azadî Devrimi’yle birlikte özellikle kadınlar ve gençler başta olmak üzere halk bir kez daha teslim olmadığını gösterdi. Bu ayaklanmanın farkı hem Kurdistan’da gelişti, hem de ideolojik bir savaş yürütüldü. Jin Jiyan Azadî Devrimi, İran devletinin ideolojisine büyük bir darbe vurdu. Devrimin kadınlar ve Kürtler öncülüğünde gelişmesi çok önemliydi. Çünkü İran en çok Kürtleri ve kadınları susturmak istedi. Devrim Kürtlerin ve kadınların öncülüğünde gelişti. Jîna Emînî’den önce Merivan’da Şiler Resuli adlı Kürt kadını da İran devletinin paralı bir askerinin tecavüzünden kurtulmak için yaşamına son vermişti. Şiler Resuli, tecavüzcü zihniyete teslim olmadı bunun için ölmeyi seçti. Bu olay Merivan’da çok büyük bir öfkeye sebep oldu. 7’den 70’ye Merivan halkı alanlara çıkarak, Şiler’e sahip çıktı.

Kürt halkı, tecavüzcü zihniyete karşı ayaklanarak değerlerine sahip çıktı, çok önemli bir duruş sergiledi. Bu olayın ardından Jina Emînî’nin katledilmesiyle birlikte halk artık patladı ve ayaklanmalar, Rojhilat ve İran’ın tüm kentlerine yayıldı. Saqız’da Jina Emînî’nin cenazesinde Jin Jiyan Azadî sloganları atıldı ve daha sonra dünyaya yayıldı. Jin Jiyan Azadi sloganı önemli bir felsefeye ve mirasa sahiptir. Jîna Emînî’nin cenazesinde Jin Jiyan Azadî sloganını atanlar yurtseverlerdi, genç bir yurtsever ilk önce bu sloganı attı. Yıllarca Rêber Apo’nun fikir ve felsefesiyle kendini eğitmiş olan bir halk Jin Jiyan Azadî’nin anlamını çok iyi biliyor. Bu genç sloganı ilk attığı zaman bütün kadınlar birlikte Jin Jiyan Azadî sloganını haykırıyor. Slogan bu şekilde yayıldı. Serhildan bu sloganla büyüdü. PJAK’ın kurulmasıyla birlikte Rêber Apo’nun felsefesi Rojhilat ve İran’da yayıldı.

Jin Jiyan Azadî sloganını atanlar da bu bilinçte olan insanlardı. Bu slogan bir ilaç gibi geldi İran halklarına. İlk defa İran şehirlerinde de bu slogan atılmaya başlandı bu da insanlar üzerinde çok etkili oldu. Jin Jiyan Azadî Devrimi dönemin karakterini yansıttı. Bu da büyük bir isyan hareketinin ortaya çıkmasını sağladı. Jin Jiyan Azadî Devrimi’nin farkı da buradaydı. Hem kadınlar, hem gençler öncülük etti devrime. Rojhilat’ta son 40 yıldır kadınların tecavüze uğraması, katledilmesi nedeniyle birçok kez ayaklanmalar yaşandı. 2014 yılında Rojhilat’ın Mahabad kentinde Ferinaz Xoswanî isimli Kürt kadınının, İtalat elemanlarının tecavüzünden kurtulmak için çalıştığı otelin 4’üncü katından kendisini atarak yaşamını yitirmesinin ardından da büyük eylemler yapıldı. Onlarca genç o eylemde katledildi, yüzlercesi zindana atıldı. Bu yüzden Kürt halkı bu tecavüzcü zihniyete karşı her zaman tavrını ortaya koymuştur, bilinçli bir halktır.

AYAKLANMALAR SADECE KURDİSTAN’LA SINIRLI KALMADI

Düşmanın tüm saldırılarına rağmen Jin Jiyan Azadî isyanı uzun süre devam etti. Çünkü dediğim gibi bir felsefisi, bir paradigması vardı. Bu yüzden yayılarak devam etti. Bu devrimin bir diğer özelliği ise sadece Kurdistan’la sınırlı kalmadı, her yere yayıldı bu yüzden bu kadar büyüdü ve uzun süre devam etti. Kurdistan’da başladı Azerbaycan’ı etkiledi. Yine Belucistan’a sıçradı. İsyan daha sonra da İran’ın bütün şehirlerine dağıldı. Ne kadar baskı olsa da halk geri adım atmadı. Devletin ilk başlarda isyanın bu kadar büyüyeceğini ve gelişeceğini tahmin etmedi. Böyle bir patlamayı beklemiyordu. İsyanın en iyi yanı her tarafın birlikte ayaklanmasıydı. Her yer aynı sloganla yaptı eylemlerini.  Herkes bu isyanda özgürlüğünü görüyordu. Eylemlerin çoğunda kadınlar ön saflardaydı, erkeklere de cesaret veriyorlardı. Kadınlar devlete karşı durduğunda toplumun tamamı da alanlara çıktı.

İsyanda okullar, üniversiteler çok önemli bir rol oynadı. Binlerce öğrenci okullarında isyana destek verdi. Birçok genç bu ayaklanmada şehit de düştü. Onlarca genç eylemlere katılmadan önce sosyal medya hesaplarında “belki de bu son gecemizdir” diye mesaj da paylaştı ama buna rağmen eylemlere katılmaktan geri durmadı. Ölümü göze alarak alanlara çıktılar. Bu çok önemliydi. Bütün bunlar halkın ne kadar bilinçlendiğini de gösteriyor. Jin Jiyan Azadî sloganıyla devrimin ayakları çok sağlam bir temele oturtuldu. Çünkü ne idam, ne ölüm, ne tutuklama, ne gözaltı halkın ayaklanmasına engel olmadı. Kadınlar büyük bir öfkeyle başörtülerini yaktılar, saçlarını kestiler, bütün bunlar İran devletine karşı isyandı. İran devleti, kadınlar başta olmak üzere tüm toplumu köleleştirmeyi hedefliyor. Kadınları ve gençleri yıllarca kirli bir siyasetle baskı altına aldı. Jin Jiyan Azadî sloganıyla devlet ideolojisine en büyük darbeyi yine kadınlar ve gençler vurdu.

JİN JİYAN AZADÎ DEVRİMİ TÜM SINIRLARI ORTADAN KALDIRDI

Bu isyan öyle kendiliğinden ortaya çıkmadı, Apocu hareket yıllardır Rojhilat ve İran’da çalışmalar yürütüyor. Özellikle 1999 yılında Rêber Apo’nun 15 Şubat Uluslararası Komplo sonucu esir alınmasının ardından Rojhilat halkı Rêber Apo’ya sahip çıktı, büyük ayaklanmalar yaşandı. 1999 yılında hem Rojhilat’ta, hem de İran’da büyük bir potansiyelin olduğunu açığa çıkardı. Zaten 1999 yılından sonra binlerce Rojhilatlı genç harekete katıldı. PJAK ve KJAR da bu temelde kuruldu. Jin Jiyan Azadî isyanı da bu miras temelinde ortaya çıktı. Nasıl ki 1999 yılında Rojhilat halkı Rêber Apo’ya sahip çıktı, 2022 yılında da Jin Jiyan Azadî Devrimi’yle de Rêber Apo’nun paradigmasına sahip çıktı. Rêber Apo’nun paradigmasında özgürlük, demokrasi ve eşit yaşamı gördüler. İsyan bir Kürt kadının katledilmesiyle başladı daha sonra bütün kadınların isyanı haline geldi.

Jin Jiyan Azadî Devrimi tüm sınırları ortadan kaldırdı. Irkçılığın sınırlarını ortadan kaldırdı, ırkçılığın sorgulanmasını yarattı. Yine dinciliğin sınırlarını kaldırdı. Devletin halklar arasına koyduğu tüm sınırları kaldırdı ve bu zihniyetin çok güçlü sorgulanmasını sağladı. Bu temelde de kadınların gücü ortaya çıktı. Belucistan, Kurdistan gibi İran devletinin en fazla baskı, saldırı ve zulüm uyguladığı yerdir. Özellikle kadınlar katliamlarla yüz yüze kalıyor. Belucistan’da çok güçlü bir ataerkil sistem de var fakat Jin Jiyan Azadî Devrimi ile birlikte büyük bir patlama yaşandı. Erkekler de kadınlarla birlikte alanlara çıktı, Jin Jiyan Azadî sloganı attılar. Bunlar çok önemli. Çünkü ancak bu şekilde zihinsel bir değişim sağlanabilir. Erkekler de kadın özgürleşmeden toplumun özgürleşemeyeceğini, mücadele edemeyeceğini gördü. Jin Jiyan Azadî sloganı hakikat arayışını da beraberinde getirdi. Bu yüzden tüm toplumu kucakladı.

İran’ın birçok aydını 1979 yılından bu yana herkesi bu şekilde birleştiren bir sloganı ilk defa gördüklerini söylediler. Jin Jiyan Azadî sloganının herkesi kapsadığını belirttiler. Bu devrim 21. Yüzyılın en büyük patlamasını yarattı. Kadınlar öncülüğünde Jin Jiyan Azadî Devrimi varlığını tüm dünyaya kanıtladı. Eğer bu isyan kadınların öncülüğünde olmasaydı, da işçilerin, emekçilerin, öğretmenlerin öncülüğünde yaşansaydı belki de bu kadar büyük bir patlama yaratmazdı. Ama bu isyan bir kadının katledilmesinin ardından kadınlar öncülüğünde başladı ve aylarca bu şekilde devam etti. Binlerce kadın aylarca alanlarda mücadele etti. Kadınlar bugüne kadar hep katledildi, zayıf görüldü ama devrimle birlikte en büyük atılımı kadınlar yaptı ve Jin Jiyan Azadî sloganının dünyaya yayılmasını sağladı. Bu yüzden İran halkı varlığını bu sloganda gördü. Bu devrim en büyük zihinsel dönüşümü yaratacaktır.

İRAN’DA ZİNDANLAR ARTIK DİRENİŞ ALANINA DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA

İran devleti halkların iradesini kırmak ve isyanları bastırmak için binlerce kişiyi zindana attı. Ama devlet bu politikasında başarılı olamadı. Örneğin kaç yıldır İran zindanlarında idam var, işkence var, tutsakların tamamı insan haklarından, sağlık haklarından mahrum bırakılmış. Ama İran’ın bu siyaseti tutsakların direnişiyle boşa düştü. Zindanlar artık direniş alanlarına, mücadele alanlarına dönüşmüş durumda. Şüphesiz bu durum Kürt kadınlarının ve gençlerin öncülüğünde başladı şimdi genele yayıldı. İsyanın yayılmasıyla birlikte İran devleti halkları zindanla korkutmak istedi. Hatta birkaç genci idam da etti. Devlet halkı bu şekilde korkutmak istedi ama başarılı olamadı. İran devletinin siyaseti zindanlarda boşa çıkmıştır, devlet de bunu çok iyi biliyor.

Ferzad Kemanger, Şirîn Elemhulî, Ferhad Wekîlî, Alî Heyderiyan ile Mehdî Îslamiyan’ın idamının ardından devletin, özgürlükçü halklar karşısındaki kirli siyaseti çöktü. Çünkü bu idamlarla Kürt halkının mücadelesi daha da güçlendi, binlerce genç harekete katıldı, Ferzad, Şirin isimlerini aldılar. Jin Jiyan Azadî ilk önce Şirîn Elemhulî tarafından zindan duvarına yazıldı. Şirîn Elemhulî’nin arkadaşları, Şirîn’in idama gitmeden önce bu sloganı duvara yazdığını söylediler. Bu devrim felsefesini yarattı. İran devleti zindanda çok güçlü bir politika yürütüyor ama özgürlükçü halklara karşı başarılı olamıyor. Şu an da zindanlar özgürlükçü binlerce insanla dolu. Zeynep Celaliyan şahsında en büyük direniş yine zindanlarda yaşanıyor. 16 yıldır aralıksız bir şekilde büyük bir direniş sergiliyor Zeynep yoldaş. Bu yüzden bu arkadaşlar özgürlük isteyen kadınların sembolü oluyorlar. Bu öncü kadınlar devlette büyük bir korku yaratıyorlar. Devlet zindanda itirafçılığı dayatıyor ama yaşanan direniş karşısında başarılı olamıyor.

İran son süreçte birçok kişiyi zehirleyerek devrimin intikamını almak istedi. Genç kızları okullarda zehirledi, genç erkekleri sokaklarda katletmek istedi. Zindanlardan çıkan onlarca genç şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Bunlar devletin soykırım siyasetinin bir parçasıdır. İdam edemediğini, iradesini kıramadığını zehirleyerek, ya da farklı yöntemlerle katletti. Bu şekilde ailelere karşı da bir savaş yürüttüler. Aileleri korkutarak, çocuklarını okuldan, alanlardan uzak tutmalarına istedi. Ama ne olursa olsun devrimin direnişçi ruhu devam ediyor. Gençler, kadınlar, halklar geri adım atmıyor, bu sistemle yaşamak istemiyor. Her an, her dakika halk bir patlama yapabilir. İran devleti, devrimin içini boşaltmak için çok kirli bir siyaset yürütüyor. Özellikle ‘namus cinayeti’ adı altında erkeklerin eşlerini, kız çocuklarını katletmelerine göz yumuyor. Mahkemeler de cezasızlık politikalarıyla erkeklere cesaret veriyor. Bu yüzden binlerce kadın, erkek eliyle katledildi. Sadece 1 yılda yaklaşık 400 kadın ‘namus’ adı altında katledildi. Bunların hepsi katliamdır.

Fakat ne olursa olsun Jin Jiyan Azadî Devrimi’nin direnişçi ruhu kaybolmayacaktır. Bu ruhu yaşatanların başında da şehit aileleri geliyor. Çocuklarına sahip çıktılar, onların yolundan gittiler. Şehit aileleri kendi içlerinde çok güçlü bir birlik de oluşturdular. İran devleti bundan da çok korkuyor. Çünkü binlerce kişi şehit edildi ve aileler çocuklarına sahip çıktı. Aileler sadece duygusal açıdan çocuklarına sahip çıkmıyor esas olarak bilinçli bir şekilde devrime sahip çıkıyorlar, ne olursa olsun geri adım atmayacaklarını belirtiyorlar. Sonuna kadar şehitlerinin yolundan gideceklerini söylüyorlar. Bu çok önemlidir.

KJAR JİN JİYAN AZADÎ DEVRİMİNDE TEMEL BİR ROL OYNADI

KJAR, İran’da ortaya çıkan ilk kadın hareketidir. Ortadoğu’da ve İran’da özerk bir kadın hareketi yoktu. KJAR siyasi, askeri, toplumsal çalışmalar yürüten bir kadın hareketidir. KJAR büyük bir direniş ve mücadele mirasına sahiptir. Bu yüzden yıllardır mücadele ediyor, onlarca şehidi var. Rojhilat ve İran’daki tüm kadınlara karşı kendini sorumlu görüyor. Yıllardır kadınların birlik olması, örgütlenmesi, eğitim görmesi üzerine çalışmalar yürütüyoruz. Bu çerçevede birçok alanda örgütleniyoruz. Her ne kadar eksikliklerimiz olsa da bu iddia ve hedefler üzerinden yıllardır çalışmalar yürütüyoruz. Esas hedeflerimizden biri İran ve Rojhilat’taki kadınların direnişini, mücadelesini tüm dünyaya duyurmak. İran devletinin karanlık yüzünü herkese göstermek. Bu anlamda KJAR, Jin Jiyan Azadî Devrimi’nde de temel bir rol oynadı.

2023 yılında önemli çalışmalarımız oldu. İran devletinin kirli siyaseti ancak kadınların birlik olmasıyla, ortak mücadelesiyle boşa çıkarılır. Devrimde bunu bir kez daha gördük. Devrim sürecinde kadınlar çok güçlü bir şekilde ortak mücadele etti. Tüm dünya da bunu gördü. KJAR, çözüm gücü için bir alternatiftir. KJAR olarak hedefimiz bütün kadınları kucaklamak. Çünkü çok güçlü bir potansiyelimiz var. Belucistanlı kadınlar Kürt kadınlarının mücadelesini örnek alıyorlar. Bu yüzden KJAR’a çok yakın hissettiler kendilerini. Bizim de Belucistanlı kadınlarla çok iyi ortak çalışmalarımız oldu. Aynı şekilde Azeri ve Fars kadınlarla da ortak bir mücadele yürüttük. Dediğim gibi eksiklerimiz olsa da KJAR olarak bu ortak mücadeleye öncülük ediyoruz. Devrimden önce de bir platform kurulmuştu. Bu platform büyük bir heyecan yarattı. Onlarca kez konferanslarda, seminerlerde kadınlar bir araya geldi, çalışmalar yürüttü. Bu platform da önemli bir rol oynuyor.

Avrupa sahasında da önemli çalışmalarımız oldu. Sisteme karşı olan tüm muhalif kadınlarla görüşmelerimiz oldu, tartışmalar yürütüldü. Konferanslarda, seminerlerde binlerce kadın bir araya geldi. İlk defa binlerce kadın aynı sloganla ortak bir mücadele yürüttü. Özgürlükten yana olan farklı ulustan kadınlar da İran ve Rojhilat’taki ayaklanmalara destek verdi. Bizim de amacımız kadınların mücadelesini tüm dünyaya çok iyi tanıtmaktı. Bu anlamda KJAR olarak hala ciddi çalışmalar yürütmeye devam ediyoruz. Şüphesiz kadınların siyasi alanda irade sahibi olmalarına çok fazla ağırlık veriyoruz. Demokratik siyaset kadın öncülüğünde gelişmezse, egemen bir sistem yaratır. Bu yüzden kadınların siyasette, örgütlenmede,eğitimde, irade sahibi olmaları, söz sahibi olmaları için mücadele ediyoruz. Halkın kadınlardan çok büyük beklentisi var. Bu yüzden devlet, en fazla devrime öncülük eden kadınları hedef alıyor.

Devletin bize karşı çok ciddi saldırıları da var ama dediğim gibi çalışmalarımız güçlü bir şekilde devam ediyor. Bu çerçevede büyük bir Jin Jiyan Azadî konferansının hazırlıklarını yapıyoruz. Avrupa sahasında çok ciddi hazırlıkları yapılıyor. Bu konferans 2024 yılının Ocak ayında gerçekleştirilecek. Konferansta 2024 yılında nasıl daha güçlü bir mücadele vereceğimize ilişkin tartışmalar yürütülecek ve buna göre güçlü bir sonuç ortaya çıkacaktır. Bu konferansa İran’daki tüm uluslardan kadınlar da katılacaktır. Temel sorunlar ve temel alternatifler üzerine 2 günlük tartışmalar yürütülecektir. Bu çerçevede daha güçlü ortak bir mücadele yürütülecektir.

KJK HAMLESİ JİN JİYAN AZADÎ DEVRİMİNİ BAŞARIYA ULAŞTIRACAKTIR

KJK öncülüğünde başlatılan “Jin Jiyan Azadî ile Kadın Devrimine Yürüyoruz” hamlesi tarihi bir öneme sahiptir. Bu hamle çerçevesinde mücadele devam ediyor. Kürt kadınlarının her alanda bu hamleye sahip çıkması gerekiyor. Bu hamle sıradan bir hamle değil. Bu yüzden hem Kurdistan’da, hem Ortadoğu’da, hem de dünyanın farklı yerlerinde önemli bir etki yarattı. Hamlenin daha güçlü bir şekilde devam etmesi için daha örgütlü, ortak bir mücadele yürütülecektir. Hamle özellikle Şengalli kadınların özgürlüğünü daha fazla gündeme getirdi. Yine Taliban’ın Afganistan’da kadınlara karşı sergilediği vahşet daha fazla gündeme getirildi. Özellikle Ortadoğu’da DAİŞ, Taliban gibi faşist, vahşi güçlerin yanı sıra İran, Türkiye ve diğer devletler de kadınlara karşıdır. Bu yüzden Ortadoğu’da kadınlara karşı çok ciddi saldırılar var. KJK’nin hamlesi de bu saldırılara bir cevaptır. Kurdistan, İran ve Avrupa’nın birçok ülkesinde kadınlar bu hamlede yer aldı. Hamle kadınlar öncülüğünde gelişiyor ama toplumsal devrimin hamlesidir. KJK’nin hamlesi Jin Jiyan Azadî Devrimi’ni başarıya ulaştıracaktır.

2024 yılı bizim için mücadele dolu bir yıl olarak geçecek. KJAR olarak 2024 yılına dair plan ve projelerimiz var. Kadın mücadelesini daha da büyütme ve başarıya ulaştırma görevimiz var. Ortadoğu’da çok büyük bir savaş yürütülüyor, egemen güçler arasında büyük bir rekabet var ama aynı zamanda kadınların, halkların büyük ve güçlü bir direnişi de var. 2024 yılında temel görevlerimizden biri kadınların örgütlenmesini sağlamak. Örgütlü kadın başarılı bir mücadeleyi beraberinde getiriyor. Bu defalarca ispatlandı. Bu yüzden kadının örgütlenmesine, bilinçlenmesine daha fazla ağırlık vereceğiz. KJAR olarak çalışmalarımızı kadınların tüm alanlarda irade sahibi olması için yürüteceğiz. 2024 yılındaki hedeflerimizden biri de kadının öz savunma sistemini daha da güçlendirmek. Hem her kadının kendini savunması, hem de toplumu savunması için çalışmalar yürüteceğiz.

Yine Rêber Apo’nun fiziki özgürlüğünün sağlanması temel çalışmalarımızdan biri olacak. Rêber Apo, özgür kadını yaratandır, Jin Jiyan Azadî’nin mimarıdır. Eğer bugün İran devleti böyle bir slogan ile sarsılıyorsa bu Rêber Apo’nun emeğinin sonucudur, mücadelesinin sonucudur. Çünkü Rêber Apo, kadının özgürleşmesini esas aldı. Kadının örgütlenmesine, bilinçlenmesine, eğitim görmesine önem verdi. Kadını irade ve güç sahibi yaptı. Kürt kadınları bugün dünyayı etkileyen bir özgürlük hareketi haline geldiyse bu Rêber Apo’nun emeği sayesindedir. Bundan dolayı bizler de Rêber Apo’nun fiziki özgürlüğünden kendimizi sorumlu tutuyoruz. Üzerimize düşen temel görev de Rêber Apo’nun fiziki özgürlüğü için mücadele etmektir.”

 

/ANF/