Rojava’daki kamplarda zorlu koşullar kış mevsimiyle daha da ağırlaştı

Kuzey-Doğu Suriye’deki 17 kampta 145 bin 239 kişi, 30 bin 885 ailenin yanı sıra bölgede yaklaşık bir buçuk milyon göçmen ve mülteci bulunuyor. Mülteci ve göçmenlerin ihtiyaçlarının büyük çoğunluğu Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi tarafından karşılanıyor.

Nûjiyan Adar/ ANF

Kamplarda kış mevsimiyle birlikte soğuk hava koşulları, barınma ve temel ihtiyaçların karşılanması konusunda ciddi zorluklar ortaya çıkıyor. Birçok aile, yetersiz ısınma imkanları nedeniyle donma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Ayrıca, kamplarda temiz su, gıda ve sağlık hizmetlerine erişim konusunda da sıkıntılar yaşanıyor.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Göçmen ve Mülteci İşleri Ofisi Eşbaşkanı Şêxmûs Ehmed ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Toplumsal İşler Kurulu Eşbaşkanı Meryem Îbrahîm, bölgede bulunan 17 kampın koşullarına ilişkin ANF’ye konuştu.

Kuzey ve Doğu Suriye Bölgesi’nde 17 kampın dışında dağınık küçük kampların da olduğunu söyleyen Şêxmûs, “Bu 17 kamptan Hol, Newroz, Roj, Erîşa ve Mehmûdlî Kampı Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınıyor. Bu da diğer kampların ihtiyaçlarının giderilmesini zorlaştırıyor. 12 kampa ise yerel yardım kurum ve kuruluşlarının desteğinin yanı sıra uluslararası kurum ve kuruluşlarca tanınmayan yardım kuruluşları destek sunuyor. Maalesef uluslararası kurum ve kuruluşlar, Şehba ve Minbic’a gitmiyorlar. Neden bu bölgelere gitmedikleri bir sorudur ve tehlike arz ediyor” diye konuştu.

TÜRK DEVLETİ SUYU KESİYOR, KAMPLAR ETKİLENİYOR

2018 yılından bu yana Türk devletinin Fırat suyunun debisini azaltılmasının ve 2019 yılından bu yana da Elok suyunun birçok kez kesilmesinin kampları da olumsuz etkilediğine işaret eden Şêxmûs, “Temiz suya ulaşamayan kamp sakinlerinin hijyen sorunları ciddi, hastalıklara neden oluyor. Cilt, ishal gibi hastalıklara neden oluyor. Cizre Bölgesi’ndeki kamplar da Elok suyundan faydalanıyordu. Bu kamplarda da ciddi elektrik ve su sorunu yaşanıyor. Temiz suya ulaşamayan kamp sakinleri hijyenik bir ortama ulaşmakta zorlanıyor. Hijyenin olmadığı bir yerde hastalıklar da artış görülüyor. Özellikle de yaşanılan hastalıkların bulaşıcı olması kamptaki toplumsallığa engel oluyor. Kış mevsiminde de kampta yaşayan halkın zorlandığı birçok konu var. Çadırlarda yaşayan halkın ısınma sorunu çok ciddi” dedi.

BM SORUMLULUĞU DAHİLİNDE YAKLAŞMIYOR

Günlük ihtiyaçların da karşılandığı kamplarda Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin her yıl kamplara dönük planlamalarının olduğunu dile getiren Şêxmûs, “Özellikle kış mevsimlerinde çadırların değiştirilmesi gerekiyor. Bu görev ve sorumluluk BM’ye ait ama sorumluluğa göre yaklaşmıyor. Özerk Yönetim az sayıda kampın çadır ihtiyacını giderebildi. Kamp içerisindeki toprak olan yolları bazı kamplarda asfalt yapmaya çalıştı. Sobası olmayan ailelerin, soba ihtiyaçları giderildi. Ayrıca aralık ayı itibariyle mazot dağıtımına başlanıldı. Battaniye, sünger ve acil ihtiyaçlar giderildi. Eğitim Komitesi’nin programına göre eğitimlerde kamplarda devam ediyor” ifadelerini kullanarak BM’yi eleştirdi.

DSÖ DESTEĞİ YETERSİZ

Kamplarda yaşanan hastalıklara da dikkat çeken Şêxmûs, şunları ekledi: “Kamplarda en çok zorlanılan konuların başında sağlık geliyor. Dünya Sağlık Örgütü, Rusya-Ukrayna ve İsrail-Filistin savaşıyla bölgedeki desteğini oldukça azalttı. Bu konu oldukça ciddidir ve eleştiri konusudur. Bölgede yaşanan insani felaket göz ardı edilemez.”

Şêxmûs, esas amacının kamptaki yaşamı iyileştirmek olduğunu kaydederek, konuşmasını şöyle noktaladı: “Ambargo ve savaşa rağmen toprakları ve evleri işgal edilen halkımıza, çalışma ortamı, başta temel ihtiyaçlarını giderme desteği sunuyoruz. En önemlisi de saldırı ve zorlu yaşam koşulları altında kamp sakinlerinin direnişi ve yaşama uyum sağlayabilmeleri. Hol kampı gibi kamplarda birçok Suriyeli vatandaş var. Bunları tekrardan topluma kazandırmamız gerekiyor. Özellikle girmiş oldukları suç pozisyonundan, DAİŞ zihniyetinden kurtarmak ve tekrardan yaşama dahil edebilmek gibi projeler üretiyoruz.”

BİRÇOK YARDIM KURULUŞU BÖLGEDEN ÇEKİLDİ

2011 yılından bu yana Kuzey ve Doğu Suriye Bölgesi’nde Türk devleti ve çetelerinin saldırıları nedeniyle insani bir krizin yaşandığını belirten Meryem Îbrahîm, “Özgürleştirilen Kuzey ve Doğu Suriye Bölgesi hem Özerk Yönetim hem de bu yönetime destek sunan kurum ve kuruluşlar imkanlarını toplumun hizmetine sunmaya çalışıyor. Ama kamplarda yaşayan insanların yaşam koşulları tam olarak iyileştirilemedi. Kamplarda yaşayan kadın ve çocuklar büyük zorluklar yaşıyor. Özellikle İsrail ve Filisin savaşıyla yardım kuruluşlarının birçoğunun bölgeden çekilerek, Gazze’ye gitti. Dolayısıyla bu durum kampları da olumsuz etkiledi. Bu bağlamda Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi kamplar için tekrardan seferber oldu, maddi ve manevi desteğini arttırdı” diye belirtti.

KADIN PSİKOLOJİK ŞİDDETLE KARŞI KARŞIYA

Kış koşullarının en çok kadın ve çocukları etkilediğini belirten Meryem, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Bir annenin, çocuğunun ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma gelmesi demek psikolojik bir yıpranmanın yaşanması demektir. Çocukların birçok ihtiyacı var. Mevsimlere göre elbise, okul ihtiyaçları… Mevsim değişiminden etkilenerek hasta düşen çocukların sağlık koşullarının iyileştirilmesi gerekiyor ve bunu karşılayamayan anne de olumsuz etkileniyor. Dolayısıyla kadın psikolojik şiddete maruz kalmış oluyor.”

Bölgedeki birçok kampta Suriyeli göçmenlerin olduğuna dikkat çeken Meryem, “Bölgede yaşadıkları insani kriz nedeniyle Özerk Yönetim alanına gelerek Kuzey ve Doğu Suriye’deki kamplara yerleştiler ve daha iyi bir yaşam hakkına sahip olmak istiyorlar. Bu bağlamda Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi özellikle tüm kadınlara kapısını açtı. Bölgedeki yardım kuruluşlarının desteği kış mevsiminin gelişiyle yetersiz kaldı. Maddi desteklerin yanı sıra manevi ve psikolojik olarak göçmen ve mültecilerin yanındayız. Daha sağlıklı, huzurlu bir yaşamın inşa edilmesi için düzenli eğitimlerimiz devam ediyor. Özerk Yönetimin imkanları dahilinde ise temel ihtiyaçlar gideriliyor. Özerk Yönetim, çocukların beslenme, korunma ve eğitim ihtiyaçlarıyla doğrudan üstleniyor” diye konuştu.

TÜRK DEVLETİ İSTİKRARI BOZUYOR

İşgalci Türk devletinin bölgeye dönük saldırılarının doğrudan kampları olumsuz etkilediğinin altını çizen Meryem, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: “Türk devletinin saldırıları bölgenin istikrarının gerilemesine neden oluyor. Bu saldırılar doğrudan kamplara yansıyor. Kamplarda yaşayan insanlarımız savaş atmosferinden olumsuz etkileniyor. Kamp sakinlerimizin huzur ve istikrarını bozuyor. Özellikle bölgenin alt yapısı hedef alınmasıyla maddi zaiyat oluşuyor. Bir yandan bu maddi zaiyatların giderilmeye çalışması diğer bir yandan kampların ihtiyaçlarının giderilmek istenmesi Özerk Yönetimi de zorluyor ve göçmen ve mültecilerin güvenli, barış ve huzur içinde yaşamasına engel oluyor. Bunlara rağmen de Özerk Yönetim imkanlarına göre göçmen ve mültecilere destek sunuyor.”