Sarya Aslan: Bugün senin doğum günün

Şule Gürbüz, bir kitabında, ‘’derdi söze hapsedilebilir olan daha dertle tanışmış mıdır?’’diye soruyor…İnsan varoluşunun en temel çelişkilerinden biridir yaşadığını, hissettiğini tam anlamıyla anlaşılmayacağını bile bile anlatma çabası… 

İhtiyaç elbet dile getirmek yazıya dökmek yoksa nasıl katlanılabilinir bu dünyaya. Ama işte insan ötekine muhtaç bir varlık; görülsün, duyulsun, anlaşılsın istiyor.

Uzun süre konuşmaktan yazmaktan imtina ettim kime ne anlatacaksın, sözler ne kadarını hakkıyla taşıyabilir ki üstelik herkes kendi algı cehenneminde kapıları sıkı sıkı kapatmışken… 

İnsanlar neden anlatmaya yazmaya devam ediyor dediğimde de gördüm ki çok da anlaşılma, onaylanma kaygısı yok. Tüm acılara rağmen yazmaya devam etmek kendine anlatmak başkalarının anlattığı ile yetinmemek, kendi iç kapılarını açık tutmak nefes almak, içerisinde kabaran denizi sakinleştirmek… 

Sadece içini dökmek değil elbet yazma ihtiyacı, kaybının acısını, hatırasını taze tutmak unutmamak için, onun hissetmesi için de sözcüklere sığınıyoruz. Yani sadece derdi söze hapsetmiyoruz o derdi yüreğimizde ki kuşların kanatlarına takıp gökyüzüne salıyoruz. 

Derdi insana anlatma çabamız yok, o yüzden sözcükte hapsolmuyor, nazlı nazlı gökyüzünde salınıyor…

Sana dair yazdığımız konuştuğumuz çoğu şeyi insanların algı hapishanesinde tutsak etmesine izin vermiyoruz. Sözcüklerimiz seni anlamaktan uzak kimselerin algı kapılarına pek uğramıyor. Seni yazarken bunu hep aklımızda tutuyor, yüreğine dokunduğun, yüreğine dokunan insanların kapısına bırakıyoruz sözcüklerimizi…

1 Haziran ; bugün senin doğum günün. Kiraz çiçekleri açmış doğa kendini yenilemiş senin nehir yatağı saçlarınla salınmanı, şarkılar mırıldanmanı bekliyor. Doğanın en çok uyanışta olduğu hallerini severdin. Suların buzlarının çözüldüğü, ağaçların çiçeğe durduğu mavi ve yeşilin dansını…dağların zirvesinde oluşan sis bulutlarını…

Senin yaşam enerjinle doğanın uyumu en çok bu mevsimde yaşanırdı. 

Oldum olası gri bulutları, ayazı, karanlığı sevmezdin. Doğa, içindeki coşkuya bu mevsimde karşılık verdiğinden güneş doğmadan kalkar saç örgülerini çözer en canlı kıyafetlerini giyerek doğayla dans ederdin. Kendini doğaya bırakır kelimelere ihtiyaç duymazdın. Bazen müzik eşlik ederdi dansına, bazen sessizlik. Eminim senin doğum günün için doğaya bir teşekkür seremonisiydi bu buluşmaların. Hayatı o kadar çok sever, her şeye o kadar narin yaklaşırdın ki doğaya minnettarlığını yürüdüğün tüm yollara gül dökerek gösterdin zaten. 

Yüce bir bağ var aramızda bunu biliyor ve çok yoğun hissediyorum. Seni her düşündüğümde ve seni her yazdığımda sen de beni düşünüyor ve doğaya mırıldanıyorsun eminim. 

Ben de bugün öyle yapacağım. Bir ağaca yaklaşıp şunları fısıldayacağım; bu kadar kötülüğün olduğu bir dünyaya eşsiz güzellikte bir iz bıraktığın için ve benim ablam olmayı seçtiğin için sana çok teşekkür ediyorum. 

Seni çok seviyorum Leyla iyi ki doğdun. 

Doğum günün kutlu olsun; Pastanı üfleyebilirsin şimdi… 

Rojbuna te piroz be…