Şebnem Korur Fincancı’nın hedef gösterilmesine tepki yağdı

Adnan Oktar örgütüne dair ‘Adnan’ belgeselinin yayınlanmasının ardından Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı sosyal medyada hedef haline getirildi.

Örgütün eski üyelerinden Özkan Mamati, Fincancı’yı “örgüt adına sahte işkence raporu hazırlamakla” suçladığı belgesele, Adnan Oktar’ın siyasi bağlantılarını ortaya koymadığı ve gazetecilik ilkelerini yerine getirmediği için büyük tepki gösteriliyor.

Adnan Oktar örgütüne dair ‘Adnan’ belgeselinin yayınlanmasının ardından Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı sosyal medyada hedef haline getirildi.

140Journos tarafından hazırlanan belgeselde, Adnan Oktar suç örgütüne 1999’da Adil Serdar Saçan’ın İstanbul Organize Suçlarla Mücadele ve Kaçakçılık Şube Müdürü olduğu dönemde yapılan operasyonda bazı örgüt üyelerinin Türk Tabipler Birliği Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın verdiği sahte işkence raporlarıyla yargılamadan kurtulduğu iddiası yer aldı.

Örgütün eski üyelerinden Özkan Mamati, Fincancı’yı “örgüt adına sahte işkence raporu hazırlamakla” suçladı.

Videoda, Fincancı’ya hakkındaki iddiaların sorulduğu ancak TTB başkanının cevap hakkını kullanmadığı da iddia edildi.

1999 yılındaki operasyondan örgüt üyelerinin Prof. Dr. Fincancı’nın hazırladığı rapor ile kurtulduğu iddiaları üzerine, Fincancı sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı. Fincancı, “İşkence görenin kim olduğu, ne yaptığı işkence suçunu meşrulaştıramaz. Diziyi hazırlayanlar öyle olduğunu iddia etse de ne yazık ki bana ulaşmadılar” dedi.

140Journos, Twitter hesabından Fincancı’nın açıklamasına attığı mesajda, belgesel yayımlanmadan önce iddia edilen konular hakkında kendisine soruların mail yoluyla iletildiğini açıkladı.

Mesajda 2 Şubat tarihli mailin ekran görüntüsü ve iletilen sorular da yer alıyor. 140Journos’un soruları arasında, Fincancı’nın 2007 yılında yayınlanan ‘İşkence Atlası Kitabını Adnan Oktar’ın yazdığı ‘Yaradılış Atlası’ kitabından esinlenip esinlenmediği sorusu da var.

Fincancı’nın 140journos’un cevap mesajıyla ilgili Duvar’ın sorularını yanıtlayan Fincancı, şu yanıtı verdi:

“Ben bir tweet dizisi ile sosyal medyadaki karalama kampanyasına yanıt verdikten sonra bana ulaşmaya çalıştıkları bilgisini paylaşmışlar. Bir e-posta görüntüsü de var. Tarihe baktığımda 2 Şubat akşamüstü saatleri görünüyor. Onun üzerine önce yaygın olarak bilinen düzenli kullandığım posta kutuma, sonra da pek sık kontrol edemediğim yahoo hesabım ve 2018’de emekli olduğum üniversitenin hesabına baktım. Doğru, o tarihte anılan e-posta gelmiş ancak görmemişim. Düzenli kontrol ettiğim gmail hesabımda dahi 2 Şubat’a kadar geri dönüp gelen mesajlara bakabilmiş değilim, çünkü o gün o saatlerde depremin birinci yıl anması için yola çıkmıştık, 6 Şubat gecesine kadar deprem bölgesindeydik. Dönüşümde de depremle aynı günde yaşamını yitiren teyzemin ölüm yıldönümü anmasıyla uğraştım. Ayrıca bana herkes ulaşır. İnsanlar bilir ki telefonum her zaman açıktır, bir yoğunluk nedeniyle yanıt veremesem, bilmediğim bir numara dahi olsa dönüp ararım.”

Tepkiler büyüyor

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve İnsan Hakları Derneği (İHD), Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı, adli tıp uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın hedef gösterilmesine tepki gösterdi.

“Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’yı hedefe koyarak işkencenin meşrulaştırılması kabul edilmez!” başlıklı ortak açıklamada, “Bir bilim insanı ve insan hakları savunucusu olarak Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın itibar ve güvenilirliğine zarar verme ve işkenceyi meşrulaştırma amacı ile yapılan tüm karalamalar hiçbir şekilde kabul edilemez” denildi.

“Bir işkence iddiasının etkili biçimde soruşturulması ve belgelendirilmesine dair evrensel ilke ve standartların neler olduğu,‘İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların Etkili Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi için El Kılavuzu’ olan İstanbul Protokolü’nde açık olarak belirtilmiştir. Söz konusu ‘belgeselde’ dile getirilen tıbbi değerlendirme raporları da İstanbul Protokolü ışığında Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı ile birlikte ilgili uzmanlık alanlarından görüşler ve gerekli incelemelerin sonuçları değerlendirilerek hazırlanmıştır.

Yine aynı ‘belgeselde’ tıbbi değerlendirme raporlarının ‘beş yıl sonra’ hazırlandığı ifade edilip, ‘böyle bir şey olabilir mi?’ diye sorularak bu raporlar hakkında şüphe oluşturma girişiminde bulunulmaktadır. Buna karşın, bilimsel çalışmalar ve adli bilimler alanındaki gelişmeler çok uzun yıllar sonra dahi işkence ve diğer kötü muamelenin fiziksel ve ruhsal bulgu ve kanıtlarının ortaya konulabildiğini göstermektedir.”

“Davayı bitiren Fincancı’nın raporu değil, tehdit edilen mağdurların şikayetlerini çekmesi”

Adnan Oktar davasını takip eden gazeteci Semra Pelek, 140journos’un “Adnan” adlı belgeselinde hedef gösterilen eski TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’ya dair, “Videoda ‘işkence raporlarıyla davaya etki edilmeseydi bugün bu örgüt burada olmayacaktı’ iddiası öne sürülüyor ki bu doğru değil. Bundan çok önce bir kişi dışında davada davada tanıklar, tehdit edilmediklerini belirterek, şikayetçi olmadı. Davayı bitiren de aslında bu oldu” açıklamasını yaptı.

İstanbul 1 No’lu DGM’deki davada, tanıkların şikayetçi olmadığı celse öncesi, mağdur kadınların ‘sıraya girerek duruşma salonu önünde Adnan Oktar’ın annesinin elini öptüğünü’ söyleyen Pelek, şikayetçi olmayan kadınların “şantaj kasetleriyle tehdit edildiğini” belirtti. Pelek, “Ama madem ‘belgesel’ adında bir iş yapılıyor, hep birlikte Şebnem Korur Fincancı’yı suçlamadan önce, mağdur kadınların şikayetlerini neden çektikleri de araştırılsaydı. Videoda konuşan polis beyefendiden de aynı merakı beklerdim” diye yazdı.

“Belgeselde Adnan Oktar’ın siyasi bağlantılarına değinilmiyor”

Gazeteciler ve akademisyenler de belgeselde Adnan Oktar’ın siyasi bağlantılarıyla ilgili tek bir ismin geçmemesine ve Fincancı’nın haksız yere hedef gösterildiğine tepki gösterdi. Ayrıca 140Journos isimli YouTube hesabı da bağımsızlık ve gazetecilik ilkeleri bağlamında eleştirildi.

 

/esitlikadaletkadin.org/